<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title></title>
	<atom:link href="http://www.sehirgezgini.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sehirgezgini.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 26 Feb 2010 19:17:43 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Eskişehir Turistik Yerler</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/eskisehir-turistik-yerler.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/eskisehir-turistik-yerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 19:17:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir mağaraları]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir mesireler]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir müzeleri]]></category>
		<category><![CDATA[eskişehir nerelere gidilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=633</guid>
		<description><![CDATA[Müze ve Örenyerleri  
Eskişehir Arkeoloji Müzesi
Adres: Akarbaşı Mahallesi
Atatürk Bulvarı No: 64
Tel : (+90-222) 230 13 71
Faks : (+90-222) 230 17 49
E-Mail : muze2603@kultur.gov.tr
Not: Müzemiz şu an inşşat halinde ve ziyarete kapalıdır.
Yunus Emre Müzesi
Adres:Mihalcık İlçesi Yunus Emre Beldesi
Yunus Emre Mezar ve Külliyesi
Tel/Faks : (+90-222) 647 50 31
Eskişehir Valiliği Lületaşı Müzesi:
Müzede pipoların yanı sıra lületaşından işlenerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Müze ve Örenyerleri  </strong></p>
<p>Eskişehir Arkeoloji Müzesi</p>
<p>Adres: Akarbaşı Mahallesi<br />
Atatürk Bulvarı No: 64<br />
Tel : (+90-222) 230 13 71<br />
Faks : (+90-222) 230 17 49<br />
E-Mail : muze2603@kultur.gov.tr<br />
Not: Müzemiz şu an inşşat halinde ve ziyarete kapalıdır.<br />
Yunus Emre Müzesi</p>
<p>Adres:Mihalcık İlçesi Yunus Emre Beldesi<br />
Yunus Emre Mezar ve Külliyesi<br />
Tel/Faks : (+90-222) 647 50 31</p>
<p>Eskişehir Valiliği Lületaşı Müzesi:</p>
<p>Müzede pipoların yanı sıra lületaşından işlenerek yapılan takılar, hatıra ve kullanım eşyaları ile ulusal ve uluslar arası yarışmalara katılan heykelcikler yer almaktadır. Müzede ellinin üzerinde sanatçıya ait dört yüz eser sergilenmektedir.</p>
<p>Tel: (+90-222) 233 05 82</p>
<p>Yazılıkaya Frig Vadisi<br />
Dağlık Frigya Bölgesi içinde kalan Yazılıkaya Frig Vadisi, bugün Seyitgazi ve Han İlçeleri sınırları içindedir. Vadi, Arkeolojik Sit alanı ve egzotik görünümlü tüm çevresi ile Doğal Sit Alanı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştır.<br />
Yazılıkaya Frig Vadisi, Prehistorik Çağlardan günümüze kadar iskan görmüştür. Arkeolojik çalışmalar ve tarihi kaynaklar, tarihin çok eskilere, Paleolitik Çağ&#8217; a değin uzandığını ortaya koymaktadır. Vadi M.Ö. 3 binde Erken Tunç çağı yerleşimi, M.Ö. 2 binde Hitit yerleşimi görmüştür, M.Ö. 8 inci yüzyıldan sonra Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu,Osmanlı çağlarına ait anıtsal eserler günümüze kadar ulaşmıştır</p>
<p>Antik Yazılıkaya Kenti<br />
Bölgemizde önemli yapıtları olan Frigler, dini merkez olarak Antik Yazılıkaya Kentini seçmişlerdir. Yazılıkaya, Eskişehir İli, Han İlçesi, Yazılıkaya Köyündedir. Kayalık bir platform üzerinde olup, Erken Tunç Çağlarında yerleşim görmüştür. Antik şehirde, Hitit Kültürüne ait kendi stilleri ile yaptıkları kaya kabartmaları ele geçmiştir. Hititlerden sonra bir Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya&#8217; da, Frig Kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik yollar, tabiat şartlarından etkilenmişlerse de günümüze ulaşabilmişlerdir. Yoğun Frig yazıtlarını bu bölgede görmekteyiz. Roma ve Bizans Çağlarında Frig yapıtları, dini amaçlarla genelde tahrip edilmiş, kaya barınakları ve kaya mezarları ilave edilmiştir. Dünya Kültürel ve Doğal Mirası listesine dahil edilmek üzere aday gösterilmesi uygun görülen Yazılıkaya Ören yerinin Dünyada eşi ve benzeri yoktur.</p>
<p>Frig Kaya Anıtları (Açık Hava Tapınakları)<br />
Tanrıçalarının çıplak yarlarda olduğuna inanan Frigler; Tapınak cephesi biçiminde işledikleri kayalar önünde dinsel törenlerini yaparlardı.</p>
<p>Yazılıkaya (Midas Anıtı)<br />
Antik Yazılıkaya Platformunun kuzeydoğu yamacında, 17.00 m. yüksekliğinde ve 16.50 m. genişliğinde, doğuya bakan anıt üzerinde yazılar olması nedeniyle &#8220;Yazılıkaya&#8221; olarak isimlendirilmiştir, Frig Kralı Midas&#8217; a dayandırılarak &#8220;Midas Anıtı&#8221; da denmektedir. Antik şehir ismini bu anıttan almıştır. M. Ö. 6. yy. ilk çeyreğine tarihlenmektedir. Frig Kaya Anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın önemli, ünik yapılarındandır. Üzerindeki çatlakları ile yıkılma tehlikesi arz eden anıtı kurtarabilmek için bilimsel inceleme ve araştırma yapılmaktadır.</p>
<p>Bitmemiş Anıt<br />
Antik Yazılıkaya Platformunun batı yamacında, Yazılıkaya Anıtının yaklaşık 200 m. güneybatısında yer almaktadır. Tamamlanmayarak yarım bırakıldığından arkeolojide &#8220;Bitmemiş Anıt&#8221; olarak adlandırılır. Tamamlanmamış olması bize Frig Kaya Anıtlarının yapımındaki çalışma metotlarını anlamamızı sağlar. Böylelikle anıtların oluşturulan doğal terasta, iskele kurulmadan yapıldıklarını düşünebiliyoruz. Anıtın batıya bakması ayrı bir özellik arz eder. Frig Kaya Anıtlarının özünü teşkil eden niş, bitirilmemiş olmasından dolayı, anıt yüzeyine işlenmemişse de anıtın sol alt kısmına işlenmiştir. Frizinde lotus &#8211; palmet motifi bulunmaktadır.</p>
<p>Bitkisel Motifli Anıt (Sümbüllü Anıt &#8211; Damalı Anıt)<br />
Antik Yazılıkaya Platformunun doğu yamacında yer alan bu anıtsal niş, stilize bitkisel motifli akroterinden dolayı Arkeolojide “Hyacinth Anıtı”olarak adlandırılır. Anıtsal niş içinde dama motifleriyle dikkati çeker, diğer anıtlardan ayrıcalıklı olarak, üçgen alınlık altında sadece niş olmasıyla sanki niş&#8217;in Friglerce ne denli kutsal olduğunu vurgulamak ister.</p>
<p>Küçük Yazılıkaya (Arezastis) Anıtı<br />
Yazılıkaya Köyünün 2 km. kuzeyinde, Yazılıkaya &#8211; Çukurca yolunun 100 m. batısındadır. Anıtın üst cephesindeki Frigçe yazıtlardan dolayı Arezastis Anıtı olarak da bilinir. Frig Kaya Anıtlarının tüm özelliklerini taşıyan bu anıt, tam olarak bitirilmemiştir. Tanrıça Kybele&#8217; nin Frigleri gözlediği inancıyla ufak da olsa anıt yüzeyine, muhakkak bir niş yapılmıştır.</p>
<p>Bahşeyiş Anıtı (Bahşeyiş &#8211; Bahşiş Anıtı)<br />
Seyitgazi İlçesi, Kırka Bucağı, Gökbahçe Köyünün hemen yanında ,Kurtkoca Deresi ağzında bulunmaktadır. Üç boyutlu olan Anıt; Frig Kaya Anıtlarının genel özelliklerini taşıması yanında, kapı nişinin ortasında bulunan oyuğun, arkada üçgen alınlığın üstünden aşağı inen bir oyuk ile birleşmesi, &#8220;Sıvı Sunak&#8221;, &#8220;Kült Anıtı&#8221; olduğunu anlamamıza yardım eder. Frigler bu anıtı yapmakla; &#8220;Kybele&#8221; in kendilerine bahşettiği nimetleri tekrar Kybele&#8217;ye sunarak, şükran duygularını dile getirmek istemiş olabilirler.</p>
<p>Anıtsal Frig Kaya Mezarı<br />
Antik Yazılıkaya Kentinde, platformun kuzeybatı yamacında, 1970&#8242;de tespit edilen Anıtsal Frig Kaya Mezarı, Frig ahşap mimarisini en güzel şekilde temsil etmektedir .Frig mimarisinin iç yapısının en ince detayına kadar işlenmiş olan bu kaya mezarı anakayaya yekpare oyulmuştur, girişi kuzeydendir, yastıklı iki klinesi vardır. 1990 ve 1998&#8242;de Eskişehir Müze Müdürlüğünce restore edilmiştir.</p>
<p>Gerdekkaya Mezar Anıtı<br />
Bölge halkının &#8220;Kızlar Manastırı&#8221; olarak adlandırdığı bu anıt, Seyitgazi, Çukurca Köyünün 500 m. kadar batısındadır. Grek mimarisi içinde Dor Mimari stilinde, iki sütunlu bir tapınak cephesi biçiminde, volkanik tüf kayalığa oyularak, yekpare bir şekilde işlenmiş arcosoliumlu iki mezar odalı anıtsal bir kaya mezarıdır. Dor mimarisinin en ince detayları kayaya işlenmiştir. Hellenistik Çağ&#8217;a tarihlenen anıtın üçgen alınlığının altında triglif-metop sıraları bulunmaktadır. 1991 yılında Eskişehir Arkeoloji Müzesi tarafından restore edilmiştir.</p>
<p>Hamamkaya Anıtı<br />
Seyitgazi İlçesi, Çukurca Köyündedir. Mezar kapı nişi altında zor seçilen küçük kabartma figürler vardır. Ancak anıt tahribat görmüştür.</p>
<p>Aslanlı Mabet<br />
Seyitgazi İlçesi, Kümbet Köyü içerisindedir. Frizinde aslanlar olduğu için Aslanlı Mabet olarak bilinir. Mezar odasında &#8220;solon&#8221; kelimesi okunduğundan &#8220;Solon Mezarı&#8221; denilmektedir.<br />
Dış cephe ve iç mezar odası tahribata uğramıştır. Frizinde; ortada krater (vazo) ve iki yanında karşılıklı birer aslan figürü kabartma olarak betimlenmiştir. Tepe ve yan akroterleri stilize bitki motifli olup, üçgen çatıyı kaplamaktadır. Giriş tahrip olduğundan, iki yanda bulunan kabartma figürler belirlenememektedir. Hellenistik Çağa ait olmalıdır.</p>
<p>Büyükyayla (Seyircek) Nekropolü<br />
Kırka &#8211; Afyon Karayolu üzerinde Büyükyayla Köyü&#8217; nde, ormanlık alanda, Roma ve Bizans çağlarına tarihlenen, ana kayaya oyulmuş oda ve büyük lahit tipi mezarlar bulunmaktadır.</p>
<p>Frig Kaleleri<br />
Kaya yüzeyine tapınak cephesi biçiminde işlenen kaya anıtları ve kaya anıt mezarları yanında, askeri soylular sınıfının yaşadığı, kayalıklar üzerine kurulmuş, tahkimli Frig kaleleri bölgemizde yoğunluk kazanmaktadır.</p>
<p>Genellikle bölgeye hakim tepelere kurulan Frig Kalelerinde, örülmüş sur duvarları yanında, doğal kayaya oyulmuş mazgal delikli sur duvarları, kale girişleri, gizli merdivenler önemli geçitler, dinsel amaçlı anıtsal nişler, kaya mezarları, anıtsal basamaklar, kaya anıtları, kaya rölyefleri, sunaklar, sosyal amaçlı sarnıçlar, karlıklar, ahşap mimari izleri ile Frig kaya işçiliğinin bütün detaylarını görebilmekteyiz. Ufak çaptaki kaleler ise haberleşme kuleleri olarak kullanılmış olmalıdır.<br />
Frig Kaleleri, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarında, orijinal kullanımları yanında, zamanının kültürünü yansıtan değişik tipte kaya mezarları, kaya anıtları ve kaya barınakları ile kayaya oyulmuş irili ufaklı kiliselerin yapılması ile değişikliklere uğramışlardır. Buna rağmen Frig kaya işçiliğinin detaylarını Frig kalelerinde gözleyebiliriz. Seyitgazi, Çukurca Köyünde; Doğanlı Kale, Çukurca-Yazılıkaya arasında sıralanan, Antik Yazılıkaya&#8217; nın kuzeyinde bulunan: Akpara Kale, Gökgöz Kale, Pişmiş Kale, Kocabaş Kale, Seyitgazi Kümbet Köyünde: Kümbet Vadisi, Kümbet Asar Kale ve Berberini Kaya Kilisesi, Körestan Nekropolü, Delik Kaya, Seyitgazi Yapıldak Köyünde:Yapıldak Kale ve İnli Yayla, Seyitgazi Göcenoluk Köyünde: Zahran Yeraltı Şehri ile Eskişehir Merkez Gökçekısık Köyü Gökçekısık Kale, Han İlçesi Akhisar Köyünde; Akhisar Kale, Dübecik Kale, Sivrihisar Zey Köyü&#8217; nde Zeykale, Merkez Uluçayır Köyü&#8217; nde Keskaya önemli Frig Kale ve yerleşimlerindendir.</p>
<p>Han Antik Kenti<br />
İl Merkezinin güneydoğusundadır. Çifteler İlçesi üzerinden ve tamamı asfalt olan yoldan 104 km., Seyitgazi İlçesi üzerinden 72 km.dir. İlçe Merkezinde 1992 yılında Eskişehir Müzesi tarafından kazı ve araştırma yapılmıştır. Han yeraltı yerleşimi: Doğal kayalıklarda, yeraltına oyularak yapılmıştır. Yeraltına yapılan kat kat mekanlar ile mekanları birbirine bağlayan koridorlar, en alt seviyede, kuzeyden gelen bir temiz su kanalına bağlanmaktadır.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda, bugünkü ilçe merkezinde, kayalıklara oyularak yapılmış gömü ve benzeri mekanların yerleri saptanmıştır. Yeraltı şehrinin yakınındaki mezar odası 1992 yılında Eskişehir Müzesi tarafından temizlenmiştir. Gömü odasının girişi güneydoğudandır. Yeraltına oyularak yapılmış üç odadan oluşmaktadır. Odalarda arcosoliumlu sandukalar bulunmaktadır. Oda duvarının özellikle üst seviyesinde ve tavanda rozet, baklava dilimi, fiyonk, yaprak ve fırıldak motifleri bulunmaktadır. Bu bölgede bilinen tek örnektir. Ayrıca ilçe merkezinde kolosal gömü taşları bulunmaktadır. Kent, Müze Müdürlüğü başkanlığında 1992-1993 yılında kazılmaya başlamış, 2004 yılından bu yana Eskişehir Müze Müdürlüğü Başkanlığında, Anadolu Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi, Yrd. Doç. Dr. A. Oğuz ALP danışmalığında kazılmaktadır.</p>
<p>Seyitgazi Kervansarayı ( Eski Han )<br />
Seyitgazi İlçe Merkezi, Derebenek Mahallesindedir. 1635 yılında Erivan Seferine giderken, IV.Murat tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen planda, kargir olarak inşa edilmiştir. Tamiratlar nedeniyle orijinal görünümünü kaybetmiştir.</p>
<p>Develik Han<br />
Seyitgazi İlçe Merkezi ,Derebenek Mahallesindedir. Seyit Battal Gazi Külliyesinin yaklaşık 150 m. güneyinde yer almaktadır. Kareye yakın dikdörtgen planda, kargir olarak inşa edilmiştir. Selçuklu Dönemi mimari özellikleri taşıyan Han harabe halindedir. Bugünkü haliyle sadece dış duvarlar görülebilmektedir.</p>
<p>Selçuklu Hamamı<br />
Seyitgazi İlçe Merkezi, İkiçeşme Mahallesindedir. Selçuklular Devresinde; 1207-1208 yıllarında Ümmühan Hatun tarafından yaptırılmış, Cumhuriyet Döneminde restore edilmiştir. Bugünkü görünümüyle; kesme taş malzemeden, kubbeli, kubbe kasnağı dıştan çokgendir.</p>
<p>Sücaattin Hamamı<br />
Seyitgazi İlçe Merkezine 7 km. uzaklıkta Arslanbeyli Köyündedir. 1515 yılında Osmanlılar devrinde yapılmıştır. Bir sıra taş, bir sıra tuğla malzemeden, dikdörtgen planlı, üzeri tuğla kubbe örtülüdür. Giriş kapısı kuzeybatı tarafta, yuvarlak kemerli, tuğla örgülüdür. Soğukluk, sıcaklık, külhan bölmeleri ihtiva eder. Hamam harap durumdadır.</p>
<p>Uyuz Hamamı<br />
Seyitgazi İlçe Merkezine 15 km. toprak yolla bağlı Aşağısöğüt Çiftliği Karaağıl Mevkiindedir. Kükürtlü suyu bulunan hamam harap vaziyettedir.</p>
<p>Alpanos Hamamı<br />
Seyitgazi İlçe Merkezine 15 km. asfalt yolla bağlı Sarayören Köyündedir. Bizanslılardan kalmadır.</p>
<p>Çırçır Çeşmesi<br />
Seyitgazi İlçe Merkezi, Çarşı içindedir. Osmanlı Dönemine aittir.</p>
<p>Menimhane ( Ulupınar ) Çeşmesi<br />
Seyitgazi İlçe Merkezi, Çarşı içindedir. Osmanlı Dönemine aittir.</p>
<p>Santabaris Antik Kenti<br />
Bugün antik şehir üzerinde Seyitgazi İlçesine bağlı Bardakçı Köyü yerleşmesi vardır. Güneye inen antik yol üzerindedir. Roma çağında kurulmuş olup, Bizans çağında da önemini muhafaza etmiş piskoposluk merkezi olmuştur. Daha sonra önemini kaybetmiştir.</p>
<p>Fethiye Örenyeri<br />
Seyitgazi İlçesi, Kırka Beldesine bağlı Fethiye Köyü sınırları içindedir. Fethiye Köyünden Büyükyayla Köyüne giden toprak yolun sağ tarafında, Örenlik Mevkiindedir. Özellikle Roma ve Bizans Çağına ait kaya mezarları ile bir kiliseye ait kalıntılar mevcuttur.</p>
<p>Midaion / Karahöyük<br />
Midaion/Karahöyük Eskişehir İlinin 30 km doğusunda,Alpu ovasına hakim bir alanda kurulan höyük Tunç Çağından Bizans Çağına kadar kesintisiz yerleşim görmüştür. Yerleşim alanı höyüğün eteklerinde yaklaşık 500 m. Çapında bir alana yayılmakta ve kuzey doğu eteklerinde nekdopolle son bulmaktadır. Anadolu Üniversitesi Rektörlüğü&#8217;nün maddi ve manevi destekleri ile Doç.Dr.A.Nejat Bilgen başkanlığında arasında Karahöyük(Midaion) yüzey araştırması yapılmıştır.</p>
<p><strong>Özel Müzeler</strong></p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cumhuriyet-muzesi.jpg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cumhuriyet-muzesi.jpg" alt="" title="cumhuriyet muzesi" width="240" height="168" class="alignleft size-full wp-image-634" /></a> Cumhuriyet Müzesi<br />
Cumhuriyet döneminin Eskişehirdeki en eski binalarından biri olan eski askerlik şubesi olarak bilinen, Odunpazarı semtindeki tarihi bina Anadolu Üniversitesine tahsis edildikten sonra restore edilmiş ve Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmiştir. Cumhuriyet Tarihi Müzesi, 23 Nisan 1994 günü düzenlenen bir törenle hizmete açılmıştır.</p>
<p>Batılı emperyalist güçlerin Osmanlı Devletini haritadan silmek, ulusu köleleştirmek için Birinci Dünya Savaşından sonra başlattığı işgalci harekete karşı Türk Ulusu, yaşlısıyla genciyle, kadınıyla erkeğiyle, zenginiyle fakiriyle, askeriyle siviliyle, kentlisiyle köylüsüyle bütünleşip Mustafa Kemal Atatürkün önderliğinde bir Kurtuluş Destanı yazarak onlara fırsat vermediği gibi, Türk Ulusunu çağ dışı bırakan Osmanlı İmparatorluğunu da ortadan kaldırarak çağdaş, demokratik, laik, tam bağımsız ulusal yeni bir devlet kurdu. Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Müzesinde bu devletin kuruluş öyküsü belgelerle yer almaktadır. Müzede, Türkiyenin kuruluşunu anlatan 130 fotoğraf, Mustafa Kemal Atatürkün çeşitli dönemlere ait 51 portresi bulunmakta, bunların her biri tarihe tanıklık etmektedir.</p>
<p>Müzede, Eskişehir yöresine ait çok sayıda etnoğrafik eser de yer bulunmaktadır. Müze, özellikle yakın tarihimizle ilgili araştırma yapanlar için de zengin bir kitaplığa sahiptir. Bu kitaplıktaki yapıtlar arasında Prof. Dr. Emre Kongar tarafından bağışlanan kitaplar özel bir öneme sahiptir</p>
<p>Çağdaş Sanatlar Müzesi</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cağdaş-Sanatlar-Müzesi-eskişehir.jpg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cağdaş-Sanatlar-Müzesi-eskişehir-300x200.jpg" alt="" title="cağdaş Sanatlar Müzesi eskişehir" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-636" /></a>Anadolu Üniversitesi Yunusemre Kampüsü’nün merkezinde yer alan ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi örneklerinden olup, döneminde Askeri Kışla ve Talimgah Binası olarak kullanılmıştır. Bu yapı, Anadolu Üniversitesi’nin isteği üzerine T. C. Kültür Bakanlığı Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 09.12.1988 tarih ve 358 sayılı yazısı ile tescillenmiştir. 1998 yılında başlayan ve otuz ayda onarılan tek katlı dikdörtgen planlı yapı, dıştan dışa 13,25 x 43,15 m. boyutunda olup ahşap tavanlı iç yüksekliği 3,80 m’ dir. Dış cephe orijinale bağlı kalınarak sarı-beyaza boyanmıştır.</p>
<p>Otoparka yakın yeşil alan içerisinde yer alan müze binasında her biri 110 m² olan 3 adet sergi salonunun yanı sıra belgelikler ve yönetim bölümleri yer almaktadır.</p>
<p>Müze koleksiyonu yıllar içinde oluşan sanatsal birikimin sonucu gerçekleşmiştir. Önce Uygulamalı Güzel Sanatlar Yüksek Okulu, daha sonra Güzel Sanatlar Fakültesi’nin denetiminde Türk sanatına aralıksız 10 yıl hizmet veren Palet Sanat Galerisi, burada ürünlerini sergileyen yerli, yabancı sanatçıların yapıtlarını üniversite koleksiyonuna kazandırmıştır. Üniversite koleksiyonundan seçilen yapıtlarla da Çağdaş Sanatlar Müzesi’nin koleksiyonu oluşturulmuştur.</p>
<p>Zaman içerisinde zenginleşecek müze koleksiyonunda 172 Türk , 51 yabancı , 223 sanatçının yapıtı bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Termal Turizm</strong></p>
<p>Yeraltı suları açısından nitel ve nicel olarak, son derece zengin olan Eskişehir’de Termal Su, çok eski çağlardan beri yaygın olarak kullanılmaktadır. Pek çok bilimsel ve akademik tartışmada antik Dorlaion kentinin kuruluş yeri olarak, Eskişehir merkezindeki sıcak sular bölgesi gösterilmektedir.</p>
<p>Eski Yunanlı yazar Athenaus, M.Ö. 200 yıllarında yazdığı kitabında, içilebilen sıcak sulardan söz etmektedir. Bizans döneminde Eskişehir, şifalı sıcak suları nedeniyle, Bizans imparatorlarının dinlenme merkezlerinden birisi olmuştur.</p>
<p>Roma döneminde Köprübaşı ve Sıcak Sular bölgelerinde bulunan hamam ve kaplıcalar nedeniyle Eskişehir, tercih edilen bir yerleşim yeri olmuştur. Eskişehir bir su kentidir. Eskişehir’e su kenti olma onurunu sağlayan öğelerden birincisi, ilin merkez ve çarşısındaki şifalı su kaynaklarıdır. Bu nedenle Eskişehir, tarih boyunca şifalı Frigya-Phreygia Salutaris olarak bilinen bölgenin önemli yerleşimlerinden birisi olmuştur.</p>
<p>Termal turizm potansiyeli açısından oldukça zengin olan Eskişehir’de Çardak Kaplıcası maden suyu, birinci derecede önemli ve öncelikli termal kaynak suları arasındadır. Yine, Kızılinler, Yenisofça, Hasırca termal kaynağı ve Sakarcılıca termal kaynağı, Türkiye’nin üçüncü drece önem ve öncelikli termal su kaynaklarındandır.</p>
<p>Kent merkezi, halen yıkanma amaçlı hamamlarda kullanılan termal sular açısından çok zengin olan Eskişehir’de, termal kaynaklar İl merkezi de dahil olmak üzere il yüzeyinin tamamına dağılmış haldedir. Merkez İlçe, Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, İnönü, Mihalgazi, Mihalıççık ve Sarıcakaya İlçelerinde termal olanaklar belli ölçülerde değerlendirilmektedir.</p>
<p>Eskişehir Kaplıcası (Merkez): İl merkezinde, Porsuk Çayı’nın güney kıyısında, geniş bir alandaki 5 kaynaktan oluşmaktadır. Merkez’deki hamamlar kaplıca suyundan kendi açtıkları artezyen kuyuları ya da belediyenin açmış olduğu kaptaj kuyusu yoluyla yararlanmaktadır. Suyun ana kaynağı, kaptaj kuyusu olup, sıcaklığı 38-45 ˚C arasında değişmektedir. 30lt/sn miktarında çıkan su, Merkezde Odunpazarı semtinde verilen kullanma suyuna katılmaktadır.</p>
<p>Eskişehir merkez kaplıcaları, tıbbi amaçlı olduğu kadar mevcut konaklama imkanları ile turizm amaçlı da kullanılmaktadır. Böbrek taşları, safra kesesi, gut ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir. Bu Hamamlardan bazılarının adları Has Otel Termal, Yeni Hamam, Erkekler Hamamı, Bahçeli Hamam v.b.dir.</p>
<p>Hasırca Kaplıcası (Merkez): Türkiye’nin 3. derece önemli ve öncelikli kaplıcaları arasında yer almaktadır. İl merkezinde 30 km. Kızılinler köyüne 15 km. uzaklıkta çiftlik içerisinde bulunan yuvarlak bir havuzun içinden kaynaklanmaktadır. Dışarıda büyük bir yüzme havuzunda toplanan su, sonradan toprağa bırakılmaktadır. Yüzme sporu için yararlanılan suyun kimyasal ve fiziko-kimyasal tahlili yapılmıştır. Bikarbonat, sülfat, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve bromür içeren kaplıca suyunun debisi 4 lt/sn., sıcaklığı 32 ˚ C dir ve oligometalik bir maden bulunur. Romatizmal hastalıklara, dolaşım ve kalp hastalıklarına, sinir sisteminin uyarılmasına ve metobalizma bozukluklarına iyi gelmektedir.</p>
<p>Kızılinler Kaplıcası (Merkez): Eskişehir’e 13 km. uzaklıkta Merkez, Kızılinler köyündedir. Köyde bitişik nizamda pansiyon tipinde 4 odada kaplıca hizmeti verilmektedir. Kimyasal ve fiziko-kimyasal analizi yapılan su bikarbonat, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve bromür içermektedir. Debisi 0.4 lt/sn olan suyun sıcaklığı 38˚ olup, mide, böbrek, bağırsak, romatizma, kadın hastalıkları ve cilt hastalıkları tedavisinde yararlıdır.</p>
<p>Kızilinler Mevkii, 08.12.2006 tarih ve 26370 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.11.2006 tarih ve 11264 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla Termal Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir.</p>
<p>Aşağı Ve Yukarı Ilıca (Merkez): İl merkezinin 30 km güneyinde, Kalabak deresine karışan Ilıca suyu kenarındadır. Kaynaklar basit duvarlar içindedir. Suları sıcak, doğal lezzette hafif kükürtlüdür. Ağrılı hastalıklar ve en çok yıkanmak için kullanılır.</p>
<p>Uyuzhamam Kaplıcası (Alpu): Alpu’nun 16 km. güneydoğusunda aynı isimli köyden çıkan su, üzeri 1.5 m.derinliğinde ve 5&#215;4 m. boyutlarında duvarla çevrili iki havuzun birinden kaynayıp diğerinden taşmaktadır. 29 ˚C sıcaklığındaki kaplıca suyunun debisi 1 lt/sn.dir. Toprak alkali hidrokarbonatlı sular gurubuna giren uyuz hamamı suyundan içme ve bonyo uygulamalarıyla yararlanılır. Kaplıca suyu özellikle deri hastalıklarında olumlu etki yapmaktadır. Ayrıca suyun yatağındaki çamur da bu hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Kaplıcada tesis bulunmamaktadır.</p>
<p>Çifteler Hamamı (Çifteler): Kırkızbaşı köyünün yakınında Sakarya başındadır. Basit bir hamamı vardır. Sular dere oluşturacak kadar boldur. Sıcak doğal tatda kükürt kokuludur. Ağrılı hastalıklara iyi gelir.</p>
<p>Çardak (Hamamkarahisar) Kaplıcası (Günyüzü): Sivrihisar Polatlı yolundan Günyüzü’ne ayrılan yolun 15.km’sinde Hamamkarahisar adlı köyün yakınında bulunan kaplıcanın suyu hafif eğimli bir tepenin yamacındaki tek bir kaynaktan çıkmaktadır. 35˚ C sıcaklıktaki suyun debisi 45 lt/sn’dir. Kaplıcada yer alan ve tarihsel değeri de olan iki hamamın içinde 1.5 m derinliğinde ve 6&#215;6 m boyutlarında biri erkeklere biri kadınlara ayrılmış iki havuz vardır. Günyüzü İlçesi’nin malı olan suyun bulunduğu alandaki konaklama tesisleri İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğince kiraya verilmektedir.Çardak Hamamı Kaplıca suyu, kükürtlü ve toprak alkali hidrokarbonatlı bir su olup, özellikle deri hastalıklarında olumlu etki yapmaktadır.</p>
<p>Sakarılıca Kaplıcası : İl merkezinin 32 km kuzeyinde Sakarya vadisinde bir sel yatağından kaynaklanmaktadır. Sıcaklığı 43-48 ˚C arasında değişen ve debisi 3 lt /sn olan kaplıca suyu, yörede bulunan hamamlara tümüyle örtülü bir kaptaj kuyusundan üstü kapalı bir kanalla gelmektedir. Suyun analizi yapılmıştır. Akan suyun sıcaklığı 53 ˚ C’dir. Nevrit, nevralji, kronik romatizmel hastalıklar, kırık-çıkık sekelleri, kadın hastalıkları, lumbago, diabet, şişmanlık ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir. Aynı yörede 25.5 ˚C sıcaklıkta ve maden suyu niteliğinde bir su daha kaynamaktadır. Ancak bu su yeterince değerlendirilmemektedir. İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğine ait termal bir otelin yanı sıra Sakarıılıca Belediyesine ait değişik konaklama imkanları da bulunmaktadır.<br />
Sakarıılıca Mevkii, 17.10.1993 tarih ve 21731 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Turizm Merkezi ilan edilmiş ve 16.12.2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 04.12.2006 tarih ve 11354 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Termal Turizm Merkezi sınırları genişletilmiştir.</p>
<p>Yarıkçı Kaplıcası (Mihalıççık): Mihalıççık İlçe Merkezinin güneydoğusunda Sazak İstasyonunun kuzeyinde, Yarıkçı köyünün doğusunda, Hamam Dağının eteğinde, Hamam Deresinin kenarındadır. Denizden yüksekliği 900 m’dir. Sıcak ve soğuk hamamları vardır. Suları kalsiyum karbonat biriktirmekte, bunların örnekleri vadide taşlaşmış çağlayanlar şeklinde görülmektedir. 39 ˚C deki sular fazla kükürt kokuludur. İçinde kükürt de bulunmaktadır. Karbondioksitten yana çok zengindir. Romatizma, yara ve felçlere iyi gelir. Pek çok sayıda kaynak bulunmaktadır. İki kaynağın üstü kubbe ile örtülerek kaplıca haline getirilmiştir. Sıcak sular banyo binasındaki havuzların dibinden ve köşelerden çıkmaktadır. Havuzlar dört köşelidir.</p>
<p>Laçin Maden Suyu (Sarıcakaya): Sarıcakaya ilçe merkezinin 13.km. doğusunda Laçin köyünde bulunan maden suyu şişelenerek bir süre üretim ve pazarlaması yapılmışsa da işin devamlılığı sağlanamamıştır. Bu gün atıl durumda bulunmaktadır.</p>
<p>Korunan Alanlar</p>
<p>Eskişehir Mihalıççık, Alpu ve Sarıcakaya Yabanıl Hayatı Koruma Sahası : Kuzeyi Mahmuthisar, Sarıyar Barajı, Gökçekaya Barajı ve Sakarya Nehri’nin güney kıyısını takiben Mayıslar Köyü, güneyi ise Kozyu, Çardak, Bahçekuyu, Ağaçhisar, Yukarıdereköy, Kozlubel, Sepetçi, Tandır ve Yarımca Köylerini birleştiren hat. Batısı Yarımca, Dağküplü’den Mayıslar Köyü. Doğusu Kozlu, Gözeler, Obruk, Mahmuthisar’ı takiben Sarıyar Barajı güney kıyısı.</p>
<p>Eskişehir Günyüzü-Kayakent Yaban Hayatı Koruma Sahası : Batısı Sakarya mahallesi, Musluk Boğazı mevkii, yolu takiben Karacaören Köyüne kadar; Kuzeyi Karacaören Köyünden başlayarak yolu takiben Kuzuören Köyü, Selbelik, Üçcevizler sırtını takip eden stabilize yol, Kayakent-Gümüşkonak asfaltı, Karaağaç Ağılı mevkii, Sakarya Nehrinin birleştiği yere kadar. Güneyi Çakmak Yaylası yolu, Sakarya Nehrini takiben Sakarya Mahallesi arasında kalan saha.</p>
<p>Eskişehir Sivrihisar-Balıkdamı Yaban Hayatı Koruma Sahası : Kurtşeyh-Ahiler yolu, Karaçayır mevkii, Sakarya Nehri Karabent köprüsü; buradan Balıkkaya sırtı, Kurtşeyh Köyüne ulaşan yol arasında kalan saha.</p>
<p>Geyik Alanı Tabiat Anıtı</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/mağara-eskişehir.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/mağara-eskişehir-198x300.jpg" alt="" title="mağara eskişehir" width="198" height="300" class="alignleft size-medium wp-image-637" /></a><br />
Yelinüstü Mağarası: Sivrihisar ile Günyüzü-Sakarya Nehri arasında uzanan Sivrihisar Dağları’nın son bölümünü oluşturan Arayit Dağı’nın (1819m) doğu yamacında bulunan Yelinüstü Mağarası; Kayakent(Holanta) kasabasının hemen kenarında yer alır. Günyüzü ovasına hakim bir noktadaki mağaraya Ankara-Eskişehir veya Ankara-Polatlı-Yunak(Konya) karayollarından gidilmektedir. Ankara-Eskişehir karayolundan ayrılan Günyüzü-Yunak yolunun üzerinde bulunan Kayakent’in hemen kenarındaki Yelinüstü Mağarası’na herhangi bir vasıta veya yaya olarak gidilebilmektedir. Yarı yatay-yarı dikey uzanımlı olan Yelinüstü Mağarası, birbirine bağlı iki kat ve dört büyük salondan meydana gelmiştir. Girişteki salonda tahrip edilmiş su havuzları(sarnıç)yer alır. Eğimli Büyük Salon’da bulunan dev sarnıç hiç tahrip olmamış ve çok muhteşemdir. Bu salonun sonunda bulunan ve girişe göre (0 m) – 83 m ve – 90 metrede yer alan iki salon ise görünümleri son derece güzel sarkıt, dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları ile kaplıdır. Bu arkeolojik kalıntı ve ilginç oluşum ve gelişim özellikleri nedeniyle; Yelinüstü mağarası, turizm amaçlı kullanıma uygundur. Ayrıca askeri amaçlarla lojistik alan ve sığınak olarak, depolamacılık ve kültür mantarcılığı için de kullanıma uygundur.</p>
<p>Yelini Mağarası: Sivrihisar ile Günyüzü-Sakarya Nehri arasında uzanan Sivrihisar Dağları’nın Sakarya Nehri’ne bakan ve ovada kaybolan güneydoğu uç noktasında yer alır. Mağaraya Ankara-Eskişehir veya Ankara-Polatlı –Yunak karayollarından gidilmektedir. Ankara-Eskişehir karayolunun Günyüzü ilçesine ayrılan ve Kayakent Kasabasından geçerek Yunak(Konya)’a giden asfalt yol ile mağaranın yakınına kadar gidilmektedir. Üst Paleolotik dönemden beri insanlar için sığınak ve ibadet yeri olarak kullanılan Yelini Mağarası’nın içi, görünümleri son derece güzel sarkıt, dikit, sütun, makarna sarkıtlar, duvar ve perde damlataşları ile kaplıdır. Büyük boyutlara ulaşan bu oluşumların yanı sıra mağara dışında ve içerisinde antropolojik ve arkeolojik kalıntı veya izler mevcuttur. Tüm bu özellikler, Yelini Mağarası’nı turizm amaçlı kullanım için cazip bir mağara haline getirmişlerdir. Ayrıca ulaşımı da kolaydır.</p>
<p>Beyyayla Düdeni : Eskişehir’in kuzeyinde, Sakarya Nehri’nin tabanında bulunan Sarıcakaya ilçesinin kuzeyindeki Beyyayla Köyü’nün 1,5 km kuzeybatısında yer alır. Sakarya Nehri tarafından 900-1000 m yarılan yüksek bir karstik plato üzerinde, kuzeye(Yenipazar Polyesi) doğru gelişen mağaraya Sarıcakaya-Beyyayla köyü yolundan gidilmektedir. Bu yol, köye kadar düzgündür. Buradan sonra, 1,5 km’lik dar bir yolda, herhangi bir araçla mağaranın önüne kadar varılır. Akarsularca derince yarılarak askıda kalmış yüksek bir bölgede bulunan Beyyayla Düdeni, iki ucundan açık yerköprü özelliğinde bir mağaradır. Mağaranın içinde yer altı deresi, göller ve yer yer damlataş şekilleri yer alır. Bu özellikleri turizm amaçlı kullanıma uygundur. Ayrıca doğal çevrenin vahşi güzelliği görülmeğe değerdir.</p>
<p>Ulubük Mağarası : Alpu ilçesinin yaklaşık 30 km kuzey batısında, Alpınar Köyünün 2 km güneyindeki Ulubük Yaylası’nda yer alır. Mağaranın bulunduğu alan Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı(Eskişehir) akarsu havzalarını birbirinden ayıran yüksek bir sırt halindedir. Sakarya’ya bakan mağaraya Eskişehir-Alpu-Gökçekaya Barajı yolu ile gidilmektedir. Alpu’dan Gökçekaya Barajı’na giden yolun 20. kilometresinden sola ayrılan 10 km.lik stabilize yol, önce Ulubük Yaylası’na daha sonra da Alapınar Köyünden geçer ve Sakarı Karacaören’e gider. Mağaranın önüne kadar herhangi bir vasıtayla gidilebilir. Sakarya Nehri’ne bakan ormanlık yüksek bir alanda bulunan Ulubük Mağarası’nın içi, zengin damlataşlarla kaplıdır. Ancak mağara çok küçük ve basık olduğundan, insan zorlukla yürüyebilmektedir. Bu nedenle turizm amaçlı kullanıma fazla uygun değildir. Buna karşın Prehistorik Dönemlerde insanlar tarafından kullanıldığından dolayı antropolojik önemi son derece fazladır. Bölgede, tarih öncesi devirlerde kullanılan mağaralar çok azdır. Burada yapılacak kazıda, ilk insanın özellikleri ve hareketlerini aydınlatacak eserler bulunabilir.</p>
<p>Kara Mağara : Alpu’nun yaklaşık 25 km kuzeydoğundan bulunan Karacaören köyünün 2 km kuzeyindeki Sulununkıran Tepe’sinin Sakarya Nehri’ne bakan kuzey yamacının başlangıcında yer alır. Kanyon şekilli derin vadi içinde akan Sakarya’nın sol yamacının en üst kesiminde bulunan mağaraya, Alpu-Gökçekaya Barajı yoluyla gidilmektedir. Bu yoldan ayrılan stabilize yol, Kuzayva ve Gümele köylerinden geçerek Karacaören’e varır. Bu yol, daha sonra Otluk ve Kandamlamış köylerinden geçerek Eskişehir-Alpu-Mihalıççık-Nallıhan yoluna bağlanır. Karacaören köyünden yarım saatlik yürüyüşle Kara Mağara’ya ulaşılmaktadır. İçeri görünümleri son derece güzel sarkıt dikit, sütun ve duvar damlataşları ile kaplı olan Kara Mağara, turizm amaçlı kullanıma son derece uygun fiziksel özelliklere sahiptir. Ayrıca gerek mağara çevresinin vahşi güzelliği(Sakarya Nehri ve Gökçekaya Barajı hemen önündedir.) ve uçaktan bakıyor hissi vermesi ve gerekse ulaşımın kolay olması, önemini daha da artırmaktadır.</p>
<p>Koçakkıran Mağarası : Kötüfatma, Karamıkini ve Kara Mağaralarının çok yakınında bulunur. Mihalıççık ilçesine bağlı Otluk Köyü’nün Açtım mahallesinin yakınındaki Koçakkıran Tepe(1358 m)’nin 1 km kuzeyinde, Sakarya Nehri’nin sol yamacının hemen hemen orta kesiminde yer alan mağaraya, Alpu-Karacaören-Otluk veya Alpu-Bozan-Büğdüz-Kandamlamış-Otluk yollarından biriyle gidilebilir. Açtım mahallesine kadar herhangi bir vasıtayla, buradan da dik bir yamaçla bir saatlik yürüyüşle mağaraya ulaşılır. Fiziki özellikleri ve görünümleri son derece güzel ve ilginç yoğun damalataşların (sarkıt, dikit, sütun, duvar ve perde damlataşları, damlataş havuzları, patlamış mısır şekilli damlataşlar) varlığı nedeniyle turizm amaçlı kullanıma son derece uygundur. Mağaranın hemen önünde bulunan Sakarya Nehri ve Gökçekaya Baraj gölü ve doğal çevrenin güzelliği bu önemini iyice arttırmaktadır. Ayrıca depolamacılık ve askeri amaçlarla da değerlendirilebilir.</p>
<p>Karakaya Mağarası : Mihalıççık ilçesinin kuzeybatısında bulunan Yalımkaya (Domya) köyünün 1 km doğusunda, Sakarya Nehri’nin kolu olan Domya Deresi’nin sağ yamacında yer alır. Yüksek dağlar arasında batıdan doğuya doğru(ters yönde), derin gömülü vadi içinde akan Domya (Gürleyik) Deresi, bölgeyi yararak parçalamıştır. Mağaraya Eskişehir-Mihalıççık yolundan ayrılan Büydüz-Sasa-Yalımkaya köyüne kadar araçla, buradan da bir saatlik yürüyüşle mağaraya ulaşılır. Kayabaşı Tepe’nin(1263m) kuzeyindeki dik yamaçta bulunan mağaraya, çoğu yerde ip kullanılarak inilmektedir. Akarsularca derince yarılmış bir bölgede bulunan Karakaya Mağarası’nın içi, oluşum ve gelişimleri son derece ilginç sarkıt, dikit, sütun duvar ve perde damlataşları, örtü damlataşları(akma taşlar), sulu damlataş havuzları, makarnalar, patlamış mısır şekilli damlataşlar ile kaplıdır. Kahverengi, siyah, gri-kurşuni, gri ve beyaz renkli olan bu şekillerin üzeri gri, beyaz ve siyah renkli yeni oluşumlarla sıvanmaktadır. Ülkemizde bu tür gelişimi olan damlataşlara hemen hemen rastlanmamıştır. Bu özelliği ile Karakaya Mağarası, turizm amaçlı kullanıma son derece uygundur. Ayrıca mağaranın bulunduğu bölgenin doğal güzelliği, yayla ve dağ turizmine elverişli alanların çokluğu önemlidir.</p>
<p>Sarıkaya Mağarası : Karakaya Mağarası’nın 1,5 km doğusunda, Domya Deresi’nin kolu olan ve boğaz şekilli derin bir vadi içinde akan Çatalkaya Deresi’nin sol yamacında yer alır. İki mağara arasında Yarılgan Sırtı bulunur. Bu mağaraya da Eskişehir-Mihalıççık yolundan ayrılan Büydüz-Sasa-Yalımkaya ve Mihalıççık-Gürleyik-Yalımkaya yollarıyla veya Gürleyik’ten başlayan Domya Deresi’nin derin kanyonu içinde 1 saatlik yürüyüşle gidilmektedir. Sarıkaya Mağarasının içi, görünümleri son derece güzel sarkıt, dikit, sütun,duvar ve perde damlataşları ve damlataş havuzları ile kaplıdır ve mağaranın fiziki özellikleri insanların girip-çıkmasına uygundur. Bu nedenlerle turizm amaçlı kullanıma çok elverişlidir. Ayrıca bundan önceki bölümde anlatılan ve ilginç damlataşlara sahip olan Karakaya Mağarası’na çok yakın oluşu ve doğal çevrenin güzelliği, bu önemi daha da arttırmaktadır.</p>
<p>İnönü Mağarası : Eskişehir’in güneybatısında bulunan İnönü ilçesinin yaslandığı büyük dikliğin orta bölümünde gelişmiştir. Çok uzaklardan bile fark edilen ilçeye bakan büyük ağzı olan mağaranın bulunduğu alan; Sarısu Deresi’ne karışan Baca, Alikaya ve Kaldıra Dereleri tarafından derince yarılan bir plato şeklindedir. Bu platoluk alanın kuzeyinde İnönü Ovası yer alır. Eskişehir-İnönü-Kütahya karayolu veya Ankara-Eskişehir-İstanbul demiryoluyla gitmek mümkündür. Geniş ağızlı, yarımay şeklinde büyük bir boşluktan oluşan İnönü, gelişememiş bir mağaradır. İçerisinde mağaralara görsel güzellik veren herhangi bir damlataş oluşumu yoktur. Bu özellikler turizm amaçlı kullanım için olumsuz bir faktördür. Ancak mağaranın basamaklar halinde yükselmesi, yerli kaya sütunları arasından farklı mekanlara geçişler ve mağaradan Sarısu Deresi havzasının muhteşem görünüşü, bu olumsuzluğu bir ölçüde ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle küçük düzenlemeler yapılarak İnönü Mağarası turizme açılabilir.</p>
<p><strong>Hava Sporları</strong></p>
<p>İnönü Planör Kampı : Atatürk’ün emri ile 1936 yılında kurulan İnönü Türk Hava Kurumu Planör ve Paraşüt Kampı ülkemizde paraşüt ve planör eğitiminin verildiği önemli merkezlerden biridir. Yaz aylarında paraşüt, planör, yelken kanat, yamaç paraşütü, mikrolayt ve balon kursları verilmektedir. Tesis hem havacılık eğitimi hem de piknik için idealdir.</p>
<p>Türk Hava Kurumu Eğitim Merkezi&#8217; nin bulunduğu bu kampta dünya standartlarında eğitici ve öğreticilerinin eşliğinde her türlü hava sporunu yapılabilmektedir. </p>
<p><strong>Kuş Gözlem Alanı  </strong></p>
<p>Türkmenbaba Dağı,Aliken,Balıkdamı,Sarıyar Barajı ve Hamam Dağı Kuş Alanları Eskişehir ilde bulunmaktadır.</p>
<p>Fidanlık Orman İçi Dinlenme Yeri: Eskişehir kent merkezine 7 km. uzaklıkta bulunan Orman Fidanlığı, Karacaşehir Köyü’nün hemen yakınındadır. 1962 yılında tesis edilen Fidanlığın güneyinde yer alan yamacın üst kısımlarında ise Karacaşehir Kalesi’nin yıkıntıları bulunmaktadır. Porsuk çayı kenarında, ağaçlık bir alan olup, toplu taşıma araçları ile ulaşım mümkündür. Eskişehir halkının dinlenme ve eğlence gereksinimini karşılamada önemli bir yere sahiptir. 12 hektar büyüklüğündeki Orman Fidanlığı’nın piknik alanlarında, masalar ve banklar, çocuk oyun bahçeleri, büfe,ocaklar,su ve tuvalet bulunmaktadır.</p>
<p>Bademlik : Odunpazarı semtinin üst kısımlarında yer alan Bademlik piknik alanı, kent merkezine yakınlığı dolayısıyla özellikle gençler tarafından tercih edilen bir piknik alanıdır. Bölge badem ağaçlarıyla kaplı olduğu için bu adla anılır. Bademlik’te çay bahçeleri, yemek servisi de yapılan bir restaurant ve son yıllarda kullanılmayan bir yüzme havuzu bulunmaktadır. Tüm Eskişehir Ovası’na hakim bir noktada kurulmuş olan Bademlik piknik alanı aynı zamanda iyi bir seyir terasıdır.</p>
<p>Musaözü Barajı : Eskişehir-Kütahya yolu üzerinde Merkez İlçe’ye 21 km uzaklıkta 50 hektar büyüklüğünde bir piknik alanıdır. D.S.İ. Sulama göletinin çevresinde oluşturulan dinlenme alanından günübirlik yararlanılabilir. 1967 yılında tesis edilmiştir. Karaçam, meşe , söğüt ve ardıç türlerinden oluşan yeşil örtüsü ve olta balıkçılığına imkan veren sazan, yayın kerevit bulunan göleti, dinlenme yerinin doğal değerleridir.</p>
<p>Şelale (Kalabak) Orman İçi Dinlenme Yeri : Kalabak köyü yakınlarındaki orman içi dinlenme yeri, adını aldığı şelalesi ve karaçam, ardıç, çınar, akçaağaç, fındık, söğüt, alıç, kavak, kızılcık, böğürtlen, yabani gül, meşe, sarmaşık türlerinden oluşan zengin floryasıyla güzel bir doğal görünüme sahiptir. 10 hektar büyüklüğündedir. 1988 yılında tesis edilmiştir. İl merkezine 42 km. uzaklıktadır.</p>
<p>Karataş Orman İçi Dinlenme Yeri : Şehir merkezine 20 km. uzaklıktaki orman içi dinlenme yeri, Eskişehir-Sarıcakaya yolu üzerindedir. Bitki örtüsünü oluşturan meşe ağaçlarıyla piknik yapmak için ideal bir alandır. 1998 yılında tesis edilmiştir.</p>
<p>Çatacık Orman İçi Dinlenme Yeri : 4 hektar büyüklüğünde, Mihalıççık ilçesi sınırları içerisindedir. 1967 yılında tesis edilmiştir. 1.350.m. rakımdaki alan günübirlik kullanım tesislerine sahiptir. Sarıçam ormanı ve bitişiğindeki Geyik üretme istasyonundaki geyikler görülmeye değer güzelliktedir. İl merkezine 85 km., Mihalıççık ve Alpu’ya 40 km. uzaklıktadır.</p>
<p>Hasırca : Eskişehir merkezine 30 km. uzaklıkta bulunan piknik alanı, aynı zamanda Hasırca Çiftliği olarak da bilinir. Porsuk Barajı yakınlarındaki piknik alanında Kızılay’ın bir gençlik kampı bulunur. Çam ormanı içerisinde cilt hastalıklarına iyi gelen biri açık, diğeri kapalı iki kaplıcası vardır.</p>
<p>Kalabak Başı : Türken Dağı eteklerinde yer alan ve Eskişehir’in içme suyu kaynaklarının bulunduğu Kalabak Mevkii, temiz havası ve lezzetli içme sularıyla, orman içinde tercih edilen bir piknik alanıdır.</p>
<p>Şoförler Çeşmesi : Eskişehir merkezine 17 km. uzaklıkta olan bu orman içi dinlenme yeri, özellikle kaliteli içme suyu ve doğal güzelliğiyle Eskişehir’lileri çeker.</p>
<p>Regülatör : Eskişehir-Kütahya karayolunun 5.km.sindedir. En çok tercih edilen piknik alanlarından biridir. D.S.İ.’nin büyük bir regülatörünün hemen yanında yer alır. Piknik için her türlü olanak vardır.</p>
<p><strong>Yabanıl Hayat  </strong></p>
<p>İlin kuzeyinde yer alan Çatacık ormanları yabanıl hayat bakımından oldukça zengindir. Porsuk, Seydisuyu ve Sakarya Nehri ile, Sarıyar ve Porsuk Barajlarında bol miktarda sazan,yayın,karagöz gibi tatlısu balıkları bulunur. Sivrihisar yakınlarındaki Yakapınar ve Balıkdamı da gerek göçmen kuşlara barınak olması, gerekse yabanıl hayat açısından oldukça önemlidir:</p>
<p>Omurgasız Fauna Örnekleri: Tüylü arı, yedi noktalı uğur böceği, mayıs böceği, kırlangıç kuyruk, lahana kelebeği,limon kelebeği, gümüşçizgi, amiral kelebeği ve bağ salyangozu.</p>
<p>Omurgalı Fauna Örnekleri: Küçük semender, ova kurbağası, kara kurbağası, kara kaplumbağası, kör yılan, sarı yılan, sarı sucul yılan, hazer yılanı (ok yılanı), kedigözlü yılan, şeritli engerek, yeşil kertenkele ve cüce kertenkele.</p>
<p>Kuşlar: Küçük batağan, alaca balıkcıl, erguvani balıkçıl, leylek, angıt, atmaca, kızıl şahin, kara akbaba, küçük akbaba, şah kartal, kerkenez, kınalı keklik, bıldırcın, kaya güvercini, gökçe güvercin, kumru, üveyik, ishak kuşu, kukumav, ebabil, ibibik, alaca ağaçkakan, boğmaklı toygar, tepeli toygar, orman toygarı, kulaklı toygar, tarlakuşu, kuyrukakan, boz kuyrukakan, taş kızılı, karatavuk, benekli sinekkapan, kızılsırtlı örümcek kuşu, karaalın örümcek kuşu, saksağan, ekin kargası, leş kargası, kuzgun, sığırcık, ispinoz, küçük iskete, saka ve tarla kiraz kuşu.</p>
<p>Memeliler: Farekulaklı küçük yarasa, kör fare, tarla faresi, tarla sincabı, yabani tavşan, kirpi, kızıl tilki, kurt, çakal, su samuru, step vaşağı, ulugeyik, yaban domuzu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/eskisehir-turistik-yerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurum Tursitik Yerler</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/erzurum-tursitik-yerler.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/erzurum-tursitik-yerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 13:28:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum camiler]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum harebeler]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum kliseler]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum kümbetler]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum mağaraları]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum Tursitik Yerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=622</guid>
		<description><![CDATA[Palandöken Kayak Merkezi  
Palandöken Kayak Merkezi
Ülkenin önemli Kayak Merkezlerinden olan Palandöken Erzurum ili sınırlarındadır. 

Mesire Yerleri
Tortum Çağlayanı: Tortum Gölü&#8217;nün son kısmında, Tortum Çayı&#8217;nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum&#8217;a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Palandöken Kayak Merkezi  </p>
<p>Palandöken Kayak Merkezi</p>
<p>Ülkenin önemli Kayak Merkezlerinden olan Palandöken Erzurum ili sınırlarındadır. </p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzurum-turistik-yerler.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzurum-turistik-yerler-300x207.jpg" alt="" title="erzurum turistik yerler" width="300" height="207" class="alignright size-medium wp-image-623" /></a></p>
<p>Mesire Yerleri</p>
<p>Tortum Çağlayanı: Tortum Gölü&#8217;nün son kısmında, Tortum Çayı&#8217;nın 48 m yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan vadideki bir dağın heyelan sonucu çayın önünü kapatmasıyla oluşmuştur. Erzurum&#8217;a 120 km mesafededir. Baharda suyun bol olduğu mevsimde tabii manzarası ve heybetiyle seyrine doyum olmaz. </p>
<p>Sportif Etkinlikler</p>
<p>Rafting: Erzurum&#8217;un İspir ilçesi sınırlarından geçen Çoruh Nehri rafting yapmaya en elverişli akarsulardan birisidir. Derin kanyonları ile ilgi çeken Çoruh, her yıl turistlerin akımına uğrar. 1993 yılında Dünya Rafting Şampiyonası Çoruh Nehrinde yapılmıştır.</p>
<p>Trekking: Erzurum&#8217;un kuzeyinde yer alan Dumlu Dağları üzerinde yabancı turistler tarafından günü birlik doğa yürüyüşleri yapılmaktadır. Bu yürüyüşe gidenler üç saatlik bir yürüyüşle Dumbu Baba diye adlandırılan ve Fırat Nehri&#8217;nin önemli kollarından biri olan Karasu&#8217;nun kaynağı durumundaki soğuk su gözesine varırlar, burada bir süre dinlenen ziyaretçiler dönüş yürüyüşüne Kırkgöze Köyü üzerinden yaparlar buna benzer dağ yürüyüşleri Erzurum&#8217;un güneyinde bulunan Palandöken Dağları üzerinde de yapılmaktadır.</p>
<p>Erzurum Palandöken Kış Sporları Turizm Merkezi</p>
<p>Doğu Anadolu Bölgesi&#8217;nde, Erzurum’un güneybatısında, şehir merkezine 5 km. uzaklıkta, Palandöken Dağı’nın kuzey yamaçları üzerinde yer almaktadır. Kayak Merkezi, özel araç veya otobüsle kent merkezine 10, havaalanına ise 20 dakika mesafededir. Şehir merkezine tatil günleri Belediye otobüsleri, diğer günler taksi çalışmaktadır. 150 gün/yıl süreli bir kayak mevsimine sahiptir. 10 Aralık-10 Mayıs arasındaki dönem kayak etkinlikleri için en uygun zamandır. 15 değişik pistten sürekli 5 km. kayma imkânı vardır. Kayak alanı, 2150-3100 m. yükseklikte yer almaktadır. Normal kış koşullarında 2-3 m. kar yağışı almaktadır. Karasal iklim nedeniyle, mevsim boyunca &#8220;toz kar&#8221; üzerinde kayak yapılmaktadır. Yeterli sayı ve nitelikte yarışma ve serbest kayak pistlerine sahiptir. Alpin, Y tur kayağı ve helikopterli kayak yapılması ve bu etkinlikler için rehber temini mümkündür. Palandöken Kayak Merkezi’nde; 1 adet teleski, 3 adet telesiyej ve 1 adet telekabin (3 km.) tesisi hizmet vermektedir. Alanda hâkim rüzgâr yönü güneybatıdır. Arazi mülkiyeti özel ve kamu mülkiyetidir. Mevcut yatak kapasitesi 1150 yataktır.</p>
<p>Termal Turizm</p>
<p>Erzurum&#8217;un Pasinler, Ilıca ve Köprüköy ilçeleri, kaplıca turizminin yoğun olduğu merkezlerdir. Yine kent merkezine yaklaşık 20 km. uzaklıktaki Ilıca ilçesindeki büyük ve küçük kaplıcalar da çeşitli romatizmal hastalıklara şifa arayanların uğrak yeri halindedir. Bunun yanında yaklaşık 60 km. ötedeki Köprüköy&#8217;de de coşkun kaynayan suyundan dolayı halk arasında &#8220;Deli Çermik&#8221; diye adlandırılan, çamuru ile meşhur kaplıca bulunmaktadır.<br />
Ilıca Kaplıcaları<br />
İl merkezine 18 km. uzaklıktadır. Klorür, bikarbonat, sodyum, karbondioksit, arsenik ve bromür içeren sular, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi ve şeker hastalıklarına iyi gelir.<br />
Pasinler Kaplıcası<br />
İl merkezine 43 km. uzaklıktadır. Tuzlu, bikarbonatlı, alkalin ve toprak alkalin olan sular, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, metabolizma hastalıkları ve diyabete iyi gelmektedir. Kaynağın çevresinde turistik tesisler vardır.<br />
Akdağ Kaplıcası<br />
İl merkezine 28 km. uzaklıktadır. Mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi ve şeker hastalıklarına iyi gelen sular, biokarbonat, klorür, sodyum, magnezyum ve bromürlüdür. </p>
<p>Elmalı Çam Mağarası</p>
<p>İspir ilçesi, Maden Köprübaşı Belediyesi’ne bağlı Elmalı Çamlı Mağarası, ilçeye 17 km. uzaklıkta büyük bir mağaradır.</p>
<p>Mağaranın girişi batıya bakar. Yüksekliği 2,5 m., genişliği 2 m’dir. Mağaranın tavan yüksekliği bazı yerlerde 10 m., bazı yerlerde 20 m’dir. İçerisinde çeşitli yönlere ayrılan galeriler bulunmaktadır. Bunların boyları 30 m’den 100 m’ye kadar uzanmaktadır.</p>
<p>İçerisi serin ve rutubetlidir. Tavanlarından sızmakta olan sular, salon ve koridorları tamamen karakteristik sarkıt ve dikitlerle doldurmuştur. Dikitlerin çoğu 0.6x 4 m. ebadındadır.</p>
<p>Mağaraya girişte sağ tarafta 4&#215;6 m. ebadında ve 3 m. derinliğinde, tabii bir havuz da mevcuttur. Havuzdan sağ tarafa gidildiğinde 15-25 m. boyunda, 7 m. yüksekliğinde büyük galeride 1,5 m. yüksekliğindeki sıra dikitlerde yoğunlaşarak yüzeyleşmiş 8-10 m. boyunda taş masalar ile içerisindeki sarkıt, dikit ve yatıklar orijinallikleri ile çok güzel bir manzara vermektedirler.</p>
<p>Nefes darlığı (astım) hastalarına iyi geldiği bilinmektedir. Bu mağara, 5.000 kişiyi rahatça barındırabilecek genişliktedir. Mağaranın uzunluğu tespit edilmiş değildir.</p>
<p>Olur İlçesi Yıldızkaya Köyü Mağarası</p>
<p>Mağara girişinin dışarıdan genişliği 7,25 m. olup, yüksekliği dışarıdan 2,75 m., içten ise 1,70 m’dir. Mağara iki kanal, bir hazine ve odalardan oluşmaktadır. Bu iki kanaldan sadece birini izlemek mümkündür. Mağaranın iç haznesi 150&#215;100 m. boyutlarında olup buradan odalara geçilmektedir. Odalar sarkıt ve dikitler tarafından ayrılmış bölümlerden oluşmaktadır. Bu haznenin yüksekliği 75-100 m’dir.</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzurum-kaleler.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzurum-kaleler.jpeg" alt="" title="erzurum kaleler" width="160" height="160" class="alignright size-full wp-image-624" /></a>Kuleler ve Kaleler</p>
<p>Saat Kulesi: İç kale mescidine minare olarak yaptırılan Saat Kulesi, Tepsi Minare ve Kule diye de adlandırılmaktadır.Şehre hakim bir tepe üzerinde kurulu bulunan Erzurum Kalesi&#8217;nin surlarındaki Saat Kulesi her taraftan çok rahatlıkla görülebilmektedir.</p>
<p>Erzurum Kalesi</p>
<p>İlk inşa tarihi kesin olarak bilinmeyen Erzurum Kalesi’nin M.S. 5. yüzyılın ilk yarısında Bizanslılar tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Tarih boyunca Assurlular, Sasaniler, Persler, Araplar, Romalılar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştiren Erzurum Kalesi, 11. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir. İç kalede Erzurum’daki ilk Türk-İslam eserlerinden Saltukoğulları dönemine ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare bulunmaktadır.</p>
<p>Erzurum Kalesi, bulunduğu tepenin üzerinde bir iç kale ile bunu çevreleyen dış kaleden oluşmaktadır. Bugün iç kale sağlam kalmış olmasına rağmen, şehri çevreleyen dış kale surları yok olmuştur.</p>
<p>Günümüze ulaşan iç kalenin duvar kalınlıkları 2-2.5 m. arasında değişmekte olup, halen sekiz burcu ayakta durmaktadır.</p>
<p>Pasinler Kalesi (Hasankale)</p>
<p>Pasinler ilçe merkezinde bulunan Hasankale, Pasinler adıyla da bilinmektedir. Adını yaptıranlardan alan Hasankale, 1048 yılında Selçuklu ordusunun Bizans ordusunu mağlup ettiği Hasankale Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiştir.</p>
<p>İspir Kalesi</p>
<p>İspir ilçe merkezinde bulunan kale M.Ö. 1000 yılında bölgede yaşayan toplulukların varlığıyla başlamıştır. Kaleye M.Ö. 9. yüzyıldan itibaren sırası ile Urartular, Medler, Persler, Partlar, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Gürcüler, Araplar, Selçuklular, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar hâkim olmuştur. Oldukça yüksek ve sarp alan üzerinde bulunan kalede kilise kalıntıları ile Selçuklu dönemine ait mescit kalıntıları bulunmaktadır.</p>
<p>Oltu Kalesi</p>
<p>Oltu Kalesi, Oltu ilçe merkezindedir. Kalenin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak, konumu ve mimarisinden hareketle Urartu döneminde yapıldığı, sonraki devirlerde de tamir ve ilavelerle takviye edildiği anlaşılmaktadır. Dış kale tamamen yıkılmış, günümüze yalnız iç kale gelebilmiştir. Kale içinde burç üzerinde bir kilise temeli, bir mescit alanı, yıkık duvarlar ve bir türbe mevcuttur.</p>
<p>Narman Samikale</p>
<p>Narman ilçesine bağlı Samikale köyünde bulunan kalenin yapılış tarihi bilinmemektedir. M.Ö. 1. binde yapılmış olabileceği tahmin edilen kalenin burç ve duvarlarına ait kalıntılar günümüze ulaşmıştır. Kalede halen çeşitli erzak depolarının, cephanelik ve su sarnıçlarının izleri bulunmaktadır.</p>
<p>Camiler ve Kiliseler</p>
<p>İnanç Turizmi</p>
<p>Ulu Cami (Atabek Camii)</p>
<p>Şehir içinde Cumhuriyet Caddesi üzerindedir. Anadolu Selçuklu ulu camilerinin tüm özelliklerini yansıtır. Cami dikdörtgen planlıdır. Esas itibariyle güney duvarına dikey uzanan 7 neften oluşmaktadır. Geniş olan orta nef önünde kademeleri, silmeler ve kavallardan hafif sivri kemerler üzerine oturan bir ahşap kubbe bulunmaktadır. Üst üste yerleştirilmiş kalaslardan oluşan bu kubbeye halk tarafından “kırlangıç” denilir.</p>
<p>Kubbenin oturduğu “L” biçimli iki ayakla birlikte yapının çatısını, sivri kemerlerin birbirine bağladığı 28 ayak taşımaktadır. Orta nefte kubbenin önünde mukarnaslı iki ayna bulunmaktadır. Kubbenin küçük pencereleri ve bu tonozların ışıkları, orta nefi aydınlatmaktadır. Yapının diğer bölümleri beşik tonozla örtülmüştür. İç bölüm, cephelerdeki değişik sayıdaki pencerelerle yukarıdan aydınlatılmıştır. İç süsleme bakımından, mukarnaslı ikinci aynalı tonozla mihrap dikkati çekmektedir. Mihrap nişinin etrafını bir kısmı yok olmuş geometrik süslemeli kalın bir silme çevreler. Son onarımlarda kubbe dıştan çokgenli kesme taş tambur üzerine çinko ile örtülmüştür. Cami, Osmanlı döneminde 5 kez onarım görmüştür.</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cami-erzurum.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/cami-erzurum-243x300.jpg" alt="" title="cami erzurum" width="243" height="300" class="alignright size-medium wp-image-625" /></a></p>
<p><center><strong>ULU  CAMİİ </strong></center></p>
<p>Lala Mustafa Paşa Camii</p>
<p>Erzurum’un merkezini oluşturan cami, Erzurum’daki ilk Osmanlı camisidir. Kitabesine göre 1562 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarbaşı Koca Sinan’ın eserlerinin listesini veren tezkirelere göre caminin mimarı Sinan’dır. Bir hamam, muvakkıthane, şadırvan, sübyan mektebi gibi ilavelerle cami zamanla bir külliyeye dönüşmüştür.</p>
<p>Mimar Sinan’ın İstanbul Şehzade Camii’ndeki gibi merkezi plan tipi ile inşa edilen cami, ortada dört payeye oturan merkezi kubbeyi dört yandan destekleyen yarım kubbeler, köşelerde de küçük kubbelerle derli toplu bir bütünlük gösterir. Caminin taç kapı çevresi 1870 yıllarında yenilenmiştir. Cami içerisinde çini alınlıklardan başka, halı, şamdan ve hat örnekleri bulunmaktadır.</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/Lala-Mustafa-Paşa-Camii-erzurum.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/Lala-Mustafa-Paşa-Camii-erzurum-300x209.jpg" alt="" title="Lala Mustafa Paşa Camii erzurum" width="300" height="209" class="alignright size-medium wp-image-626" /></a></p>
<p><center><strong>Lala Mustafa Paşa Camii</strong></center></p>
<p>Murat Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, bulunduğu mahalleye adını veren Murat Paşa Camii, yanındaki hamamla birlikte sur kapılarından Erzincan Kapısı civarındadır. Kitabesine göre 1573 tarihinde Sadrazam Kuyucu Murat Paşa tarafından yaptırılmıştır. Lala Paşa Camii’nden sonra Erzurum’daki ikinci Osmanlı camisidir. Yapı plan ve mimarı bakımından, şehrin kendisinden sonra inşa edilen tek kubbeli camilerine bir model oluşturmuştur. Caminin minaresi, doğusundaki Ahmediye Medresesi’nin minaresi ile ortaktır. Minare yakın zamanlarda onarılmıştır.</p>
<p>Gürcü Kapısı (Ali Ağa) Camii</p>
<p>Şehir merkezinde Gürcü Kapısı mevkiinde yer alır. Erzurum’da yeniçeri ocak ağalarından Kürkçü Ali Ağa tarafından 1608 yılında yaptırılmıştır. 1859 tarihinde önemli bir onarım geçiren cami, üç kubbeli son cemaat yeri ve tek kubbeyle örtülü ibadet mekânından oluşmaktadır. Cami plan, mimari ve süsleme özellikleriyle, diğer tek kubbeli Erzurum camilerinin tipik bir örneği konumundadır.</p>
<p>Caferiye Camii</p>
<p>Şehir merkezinde iç kale civarında Tebriz Kapı semtinde yer alır. Kitabesine göre 1645 yılında Ebubekir oğlu Hacı Cafer tarafından yaptırılan cami koyu kahve renkli kesme kamber taşı ve moloz taşlardan inşa edilmiştir. Kubbeyle örtülü caminin önünde dört sütuna oturan eğimli çatı ile örtülü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Kuzeybatı köşede yer alan kısa gövdeli minare, Erzurum minareleri ile uygunluk içerisindedir. Caminin güneydoğu ve kuzeybatı köşelerinde duvar içlerindeki merdivenlerle kürsü ve mahfile çıkılmaktadır. Bölgesel etkilerin ağır bastığı duvar içlerinden kürsüye götüren bu tür merdivenlere başta Lala Paşa olmak üzere Erzurum’daki bazı camilerden başka Oltu-Arslan Paşa Camii’nde de rastlanmaktadır.</p>
<p>Boyahane Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, bulunduğu mahalleye adını vermiş olan cami, yanındaki Boyahane Hamamı’nın bir kısmının cami haline getirilmesiyle 1566 yılında yaptırılmıştır.</p>
<p>Narmanlı Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Tebriz Kapı semtinde, Çifte Minareli Medrese’nin doğusunda yer alır. Kitabesine göre 1738 yılında Narmanlı Hacı Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Önünde beş kubbeli son cemaat yeri bulunan Narmanlı Camii iç mekânı örten kubbesinin biraz daha büyük olması bakımından Erzurum’daki tek kubbeli camiler içerisinde en dikkat çekici olanıdır.</p>
<p>İbrahim Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Eski Hükümet Konağı’nın güneyinde yer alır. Kitabesine göre 1748 yılında Erzurum Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami önünde üç kubbeli son cemaat yeri ve arkada ana mekânı örten kubbesi ile Erzurum’daki diğer tek kubbeli camilerle benzerlik gösterir. Beden duvarları diğer camilerden biraz yüksekçe tutulmuş olup, yapı düzgün kesme taş ile inşa edilmiştir. Cami, Erzurum’daki bazı camilere de model olmuş, ölçülü ve dengeli özellikler yansıtır.</p>
<p>Şeyhler Camii</p>
<p>Yanındaki medrese, hamam ve çeşme ile birlikte bir külliye bünyesinde yaptırılan cami, şehir merkezinde kendi adını verdiği mahallede yer alır. Kitabesi bulunmayan caminin yerinde önceden 1720 yılında tahta minareli bir mescit olduğu, Hatip Mehmet Efendi adında bir kişinin bu mescidi yıktırarak 1767 tarihinde bu camiyi yaptırdığı bilinmektedir. Cami üç gözlü son cemaat yeri ve tek kubbe ile örtülü iç mekândan oluşur. Caminin minaresinde kaide üstünde 1771 yılında yaptırılmış bir güneş saati bulunmaktadır.</p>
<p>Gümrük (Hacı Derviş) Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Kongre Meydanı’ndan Mahallebaşı’na giden cadde üzerindedir. Cami kitabesine göre 1718 yılında Hacı Bektaş oğlu Derviş Hacı İbrahim tarafından yaptırılmıştır. Plan tertibi bakımından Gürcü Kapısı, Cennetzade, İbrahim Paşa camileriyle benzerlik gösterir. Tamamen kesme taşlardan inşa edilen caminin iç mekânı tek kubbe ile örtülü olup, önünde üç gözlü bir son cemaat yeri yer alır. Minaresi yakın zamanlarda yenilenmiştir.</p>
<p>Derviş Ağa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde Ayas Paşa’dan, Mahallebaşı’na giden yolun sağında türbe ile birlikte görülen camidir. 1718 yılında Hacı Derviş Ağa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 1736 yılında caminin banisi ölünce cami önünde yaptırılan türbeye gömülmüştür. 1845 yılında bir onarım geçiren cami mimari yönünden Bakırcı ve İbrahim Paşa camileriyle benzerlik gösterir. Cami, tek kubbe ile örtülü ibadet alanı ve üç gözlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Caminin inşasında kesme taş ve moloz taş kullanılmıştır.</p>
<p>Pervizoğlu Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Caferzade Mahallesi’nde yer alır. Vakfiyesine göre 1716 yılında Pervizoğlu Hacı Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Yanında aynı adla anılan bir medrese ile birlikte küçük bir külliye içerisinde yer alan cami, tek kubbeli olup, üç gözlü son cemaat yerine sahiptir. Düzgün kesme taş ile inşa edilen yapı, oldukça küçük ölçülerde, son derece uyumlu oranlara sahiptir.</p>
<p>Cennetzade Cami</p>
<p>Şehir merkezinde Aşağı Yoncalık Mahallesi’nde, taş ambarların güneyinde bulunmaktadır. Vakıf kayıtlarına göre 1786 yılında, İsmail adlı bir kişi tarafından yaptırılmıştır. Dıştan piramidal bir çatı ile kaplanan kubbe ile örtülen caminin, üç gözlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Cami moloz taş ve kesme taş ile inşa edilmiş olup, sade bir görünüme sahiptir.</p>
<p>Kurşunlu (Fevziye-Şeyhülislam) Camii</p>
<p>Erzurum Kalesi’nin eteğinde, yanındaki aynı adla anılan medrese ile birlikte yaptırılmış tek kubbeli bir camidir. Kitabesine göre 1700 yılında, Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından yaptırılmıştır. Düzgün kesme taş ile inşa edilen cami üç gözlü son cemaat yerine sahip olup, tek kubbe ile örtülüdür. Oldukça sade bir yapıdır. .</p>
<p>Ayas Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Ayas Paşa Mahallesi’nde yer alır. Dört duvar üzerine üç gözlü son cemaat yeri ve ibadet alanından meydana gelen cami 1545-1549 tarihleri arasında Erzurum’da Beylerbeyi olan Ayas Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ahşap sütunlara oturan son cemaat yeri ve içten ahşap, dıştan toprak dam örtülü ibadet mekânından oluşan cami, bu yönüyle, diğer toprak damlı Erzurum camilerine de benzemektedir.</p>
<p>Gürcü Mehmet Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, Sultan Melik Mahallesi’nde yer almaktadır. Saltukoğullarından Sultan Melik tarafından yaptırılan eski mescidin harap olması üzerine, 1648 tarihinde Gürcü Mehmet Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bugünkü cami moloz taş duvarlar üzerine toprak dam örtülüdür. Önünde altı ahşap sütuna oturan düz damlı bir son cemaat yeri vardır.</p>
<p>Kasım Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde yer alır. Kitabesinden 1667 yılında, Kasım Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Dört ahşap sütunun taşıdığı son cemaat yerine sahip cami düz toprak damlı camilerden olup, oldukça sade bir yapıdır.</p>
<p>Esat Paşa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde iç kalenin güney-batısında yer alır. Kitabesine göre 1853 yılında Erzurum Valisi Esat Muhlis Paşa tarafından yaptırılmıştır. Şehre hâkim bir tepe üzerinde yer alan caminin son cemaat yeri ahşap direklere oturan eğimli bir çatı, ibadet alanı ise düz toprak dam ile örtülüdür. Cami yapıldığı dönemin ampir üslup özelliklerini yansıtır.</p>
<p>Kemhan Camii</p>
<p>Şehir merkezinde yer alan caminin, 1654 yılında Hacı Bünyad Efendi tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. 1811 yılında Kemhanzade Ahmet Ağa tarafından onartılan cami, düz damla örtülü olup, Erzurum camilerinin en eskilerinden biri olarak bilinir.</p>
<p>Köse Ömer Ağa Camii</p>
<p>Şehir merkezinde, adını verdiği mahallede yer almaktadır. Kitabesine göre 1771 yılında Ömer Ağa’nın babası tarafından yaptırılan eski cami genişletilerek yenilenmiştir. Cami, önünde yedi ahşap sütuna oturan düz toprak dam örtülü basit bir yapıdır.</p>
<p>Arslan Paşa Camii</p>
<p>Oltu ilçesinde, Oltu çayı kenarında yer alan cami, 1664 yılında, Çıldır Atabeklerinden Kars muhafızı Arslan Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami bir külliye bünyesinde planlanmış, ancak doğudaki medrese hücreleri dışında, külliyenin diğer elemanları yıkılmıştır. Kesme taştan inşa edilen cami üç gözlü bir son cemaat yeri ile tek kubbe ile örtülü bir ibadet alanından oluşmaktadır. Yer yer süsleme unsurlarıyla zenginleştirilen cami, plan ve mimarisiyle, Erzurum’daki Lala Mustafa Paşa, Gürcükapı camilerine benzemekte olup, Osmanlı sanatındaki tek kubbeli camilerin Doğu Anadolu’daki en güzel örneklerden biridir.</p>
<p>Kale Mescidi</p>
<p>Erzurum Kalesi’nde bulunan mescit, 12. yüzyılda Saltuklular zamanında yapılmıştır. Kıble duvarlarıyla iç surlara bitişen yapı, dikdörtgen bir plana sahiptir. Ortada iki payeye oturan örtü sisteminde, girişte çapraz tonozla aynı genişlikle mihrap önü kubbesi yer alır. Yan mekânlar beşik tonozludur. Derin mihrap, surların güneyindeki yarım yuvarlak burca oturtulmuştur. Erzurum’daki en eski Türk yapısı olarak kabul edilen Kale Mescidi mescit-türbe arası ilginç bir mimarı özelliğe sahiptir.</p>
<p>Üç Kümbetler</p>
<p>Üç kümbetlerden sekiz köşeli plan üzerine oturtulmuş olanının Saltuklu Devleti’nin kurucusu Emir Saltuk’a ait olduğu sanılmaktadır. Tamamıyla kesme taştan yapılmış olan kümbetlerin diğer ikisini kimlerin yaptırdığı bilinmemektedir. Kümbetlerin genel olarak 13. yüzyıl sonu ve 14. yüzyıl başına ait oldukları kabul edilmektedir. Üç kümbetler Türklere ait diğer kümbetlere nazaran değişik planları, kullanılan malzeme ve süslemeleri açısından dikkat çekmektedir.</p>
<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/UÇKÜMBETLER-erzurum.jpeg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/UÇKÜMBETLER-erzurum-300x284.jpg" alt="" title="UÇKÜMBETLER erzurum" width="300" height="284" class="alignright size-medium wp-image-627" /></a></p>
<p><center><strong>Üçkümbetler </strong></center></p>
<p>Penek Köyü Kilisesi (Kalesi)</p>
<p>11. yüzyılda Gürcü Bana Krallığı’na ait bir tarihi eserdir. Yörede Penek Kalesi olarak bilinmesine rağmen bu yapı gerek plan ve cephe özellikleriyle, gerekse yapım tarzıyla kapsamlı bir kilise özelliği göstermektedir. Yöredeki diğer kiliselerle karşılaştırıldığında plan ve cephe özellikleriyle, yapım tekniğiyle farklılık arz etmektedir.</p>
<p>Yakın çevresinde kayalara oyulmuş mezar odasının olması, kendine has su yollarının izlerini taşıması, bu kilisenin dinsel bir merkez olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Plan olarak yöredeki diğer kiliselerden farklıdır. Diğer kiliselerde plan genelde dikdörtgen şeklindedir. Bu kilisenin planı daire şeklindedir. Ana mekânın üzerinin kubbeyle örtülü olduğu tahmin edilmektedir. Kubbe tamamen çökmüş durumdadır. Günümüze ana mekânın kubbe kasnağına kadar olan duvarları ve kısmen de çan kulesi kalmıştır. Ana mekânın içi tamamen kubbe molozlarıyla dolmuştur. Yapının kubbe kasnağına kadar olan kısmı ince sarı küfeki taşından, kubbe kasnağı, duvar içi dolguları, ana mekân kemer araları gelişigüzel moloz taşlarla örtülmüştür.</p>
<p>Meryem Ana Kilisesi (Bağbaşı Kilisesi)</p>
<p>Gürcü Kralı Büyük David tarafından 961-1001 yılları arasında yaptırılmıştır. Daha sonra camiye çevrilen yapı Hıristiyan mimarı özelliklerini korumaktadır. Sanat tarihi alanında araştırma yapan çok sayıda bilim adamı ve dindar Hıristiyanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Tortum ilçesine 26 km. uzaklıkta olup, Bağbaşı köyündedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/erzurum-tursitik-yerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Londra Big Ben Saat Kulesi</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/londra-big-ben-saat-kulesi.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/londra-big-ben-saat-kulesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 21:33:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ünlü Gezginler]]></category>
		<category><![CDATA[Londra Big Ben Saat Kulesi nerde]]></category>
		<category><![CDATA[Londra Big Ben Saat Kulesi resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=614</guid>
		<description><![CDATA[
Londra Big Ben saat kulesi Westminster Sarayı ya da Parlamento Binasının hemen yanında yer almaktadır. Dünyanın en büyük dört taraflı kule saatidir. 1834&#8242;te inşa edilen 96 metre uzunluğundaki kule Victoria Gotik stilinde yapılmıştır. Saat kulesi adını içerisindeki Big Ben isimli çandan almaktadır.  
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sehirgezgini.com/resimler/Londra-Big-Ben-Saat-Kulesi.jpg"><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/Londra-Big-Ben-Saat-Kulesi-225x300.jpg" alt="" title="Londra Big Ben Saat Kulesi" width="225" height="300" class="alignright size-medium wp-image-615" /></a></p>
<p>Londra Big Ben saat kulesi Westminster Sarayı ya da Parlamento Binasının hemen yanında yer almaktadır. Dünyanın en büyük dört taraflı kule saatidir. 1834&#8242;te inşa edilen 96 metre uzunluğundaki kule Victoria Gotik stilinde yapılmıştır. Saat kulesi adını içerisindeki Big Ben isimli çandan almaktadır.  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/londra-big-ben-saat-kulesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Didim Apollon Tapınağı</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/didim-apollon-tapinagi.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/didim-apollon-tapinagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 16:14:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[Didim Apollon Tapınağı]]></category>
		<category><![CDATA[Didim Apollon Tapınağı hakından bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Didim Apollon Tapınağı nerde]]></category>
		<category><![CDATA[Didim Apollon Tapınağı resim]]></category>
		<category><![CDATA[Didim Apollon Tapınağı tarihi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=606</guid>
		<description><![CDATA[Miletos’un ötesinde İonia’nın güney ucunda, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak niteleyebileceğimiz  Didyma Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar, çok iyi bir durumda koruna gelmesi de hayranlık uyandırır. Yüz yılı aşkın bir zaman önce Sir Charles Newton şöyle yazmıştır: “İki dev sütun ile üzerlerindeki arkhitrav parçası ve tamamlanmamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Miletos’un ötesinde İonia’nın güney ucunda, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak niteleyebileceğimiz  Didyma Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar, çok iyi bir durumda koruna gelmesi de hayranlık uyandırır. Yüz yılı aşkın bir zaman önce Sir Charles Newton şöyle yazmıştır: “İki dev sütun ile üzerlerindeki arkhitrav parçası ve tamamlanmamış üçüncü bir sütun, Apollon Tapınağı’ndan tek ayakta kalanlar. Anıtsal kalıntılar düştükleri yerde, parçalanmış buzullar gibi üst üste yığılmış duruyorlar”. Fransız ve Alman arkeologlar sayesinde, yapı bugün çevresindeki sütun dizisi dışında tümüyle ayaktadır. Yunan dünyasında, Didyma Apollon Tapınağı, dev boyutlu mimarlık yapıtlarının salt Romalıların tekelinde olmadığını anımsatır.<br />
<img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/apollo-tapınağı.jpg" alt="apollo tapınağı" title="apollo tapınağı" width="600" height="450" class="alignright size-full wp-image-607" /><br />
 Didyma hiçbir zaman bir kent niteliği taşımamıştır.</p>
<p>  Bu bakımdan Klaros’a benzer, Gryneion’dan ise ayrılır. Tapınak ve onun yönetimindeki bilicilik, Miletos toprakları içindedir ve rahibi de  kentin önde gelen resmi görevlileri arasında yer almıştır. Didyma adı Yunanca’dan değil, Anadolu dillerinden kaynaklanır; tıpkı Karia’daki Idyma, Lykia’ daki Sidyma gibi. Sözcüğün bir rastlantıyla, Yunanca’da  “ikizler” anlamına gelen Didymi sözcüğüne benzemesi, Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis ile ilintili olduğu sanısını uyandırmıştır. Bu yüzden, antik yazarlardan  kimisi Didymi formunu benimsemiştir. Gerçi Didyma’da Artemis’in de bir tapınağı ve kültü vardır, ama Apollon’unki ile karşılaştırıldığında pek önem taşımaz.<br />
  Pausanias, biliciliğin İon göçmenlerin buraya ayak basmasından önce de var olduğunu söyler. Binicilik gerçekten çok eskilere dayanır. Ören yerinde ele geçen en eski yazıtlar İ.Ö. 600 dolaylarına tarihlenmektedir ve bunlardan biri biliciliğin verdiği bir öğüte ait bir parçadır. Anlaşıldığına göre danışmaya gelenler genç kuşağın korsanlıkla uğraşmasının doğru olup olmayacağını sormuşlar, tanrı da “Doğru olan babalarınızın yaptığını yapmanızdır” yanıtını vermiştir. Bu erken dönemde kült, Brankhidai (Brankhidler) adı verilen ve Delphoi kökenli olduklarını ileri süren soylu bir ailenin yönetimi altında idi. Brankhidai adı, Didyma için sıklıkla ikinci bir ad gibi kullanılmıştır.<br />
<img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/didim-apollo-resim-300x215.jpg" alt="didim apollo resim" title="didim apollo resim" width="300" height="215" class="alignright size-medium wp-image-608" /><br />
 Kroisos İ.Ö. 6. yüzyıl ortalarında Pers ülkesine saldırmayı kafasına koyunca, ilk iş olarak bir bilicilik merkezinin öğüdüne başvurmayı düşündü, ama öğüdün güvenirliğini belirlemek amacıyla önce bir deneme yapacaktı. Böylece, en ünlü bilicilik merkezlerine , bu arada Didyma’ya da elçiler gönderdi. Elçiler başvurdukları bilicilerden, o anda kralın ne yaptığını söylemelerini istediler. Gerçekte kral o sırada bronz bir kazanın içinde bir kaplumbağa ile bir kuzuyu kaynatmaktaydı.Doğru yanıtı Delphoi Apollon’u verdi, başka bir bilicilik merkezi de gerçeğe yaklaştı; ama Didyma , başarı gösteremedi. Yine de Kroisos, Brankhidlere her zaman dostça davrandı; tanrıya görkemli adaklar sundu. Bunlar Delphoi Kutsal Alanına sunduklarının bir eşiydi. Herodotos’un anlattıklarına bakılırsa , kralın sunduğu adak eşyaları 12 talent saf altın ve 226 talent “beyaz altın” (elektron), günümüz ölçüleriyle toplam 2 metreküp değerli maden; altın ve gümüşten yapılmış iki dev çanak; yine büyük boyutta dört gümüş testi; altın ve gümüşten iki kalp; kraliçeye ait gerdanlık ve kemerler, ayrıca saray aşçısını betimlediği söylenen, doğal boyutta bir altın heykel içermekteydi.</p>
<p>  Tapınağın bu dönemdeki görünümü konusunda bilgimiz yok denecek kadar azdır. Ziyaretçilerin kuzeybatıdaki küçük Panormos Limanı’nda karaya çıktıkları ve tapınağa bir kutsal yol ile ulaştıkları bilinmektedir. Kutsal yolun iki yanında heykeller sıralanmıştır. İ.Ö.6. yüzyıla tarihlenen bu heykellerden birçoğu 1858 yılında Newton tarafından British Museum’a gönderilmelerine değin, orijinal yerlerinde kalmışlardır. Çoğu Arkaik Döneme özgü, dik bir biçimde oturan figürleri betimler. Bazıları yazıtlıdır. Kutsal yol heykelleri arasında bir aslan bir sfenks heykeli de vardır. Antik heykellerin başta Lord Elgin, Charles Fellows ve Sir  Charles Newton tarafından – kuşkusuz Osmanlı hükümetinin izni ile- bulundukları Yunanistan  ve Türkiye topraklarından Avrupa müzelerine taşınması çok eleştirilmiştir. Oysa zamanında eleştiri  yapmak akla gelmemiş, üstelik iki yönden haklı görülmüştür: Anıtların zarar yada ziyandan korunması ve bilim adamları ile aydınların ilgisine sunulması. “Elgin Mermerleri” adıyla bilinen yapıtlar İngiltere’de büyük heyecan uyandırmış, sanatsal beğenide bir devrim yaratmıştır. Bugün Parthenon’u ziyaret eden bir kimse, onların yerlerinde kalmış olmalarını dileyebilir; ama 1800’lü yıllarda Atina’ya pek ender, İonia ve Lykia’ya ise daha da ender gidildiğini unutmamak gerekir. Eğer Fellows, Ksanthos heykel ve kabartmalarını Londra’ya getirmeseydi, kaç kişi onları görebilecekti? Bu anıtlar yerlerinde bırakılsaydı, yitip gitmeleri ya da zarar görmeleri kaçınılmazdı. Mahaffy, bir Yunanlının  elindeki tüfek ile Atina Akropolisi’nden, aşağıdaki Dionysos Tiyatrosu’nun heykellerine ateş ettiğine tanık olmuştur. Newton ise kendisinden elli yıl önce Sir William Gell’in Didyma kutsal yolunda gördüğü, oturan bir figürü canlandıran heykelin artık yerinde durmadığını yazar. Bir yapıtın iki bin yıl varlığını sürdürmesi, bir yüz yıl daha sürdüreceğine garanti değildir. Şimdi Türkiye ve Yunanistan’a sıklıkla gidebilmesi ve bu ülkelerin eski eserlere değer veren, sorumluluk sahibi hükümetlerce yönetilmesi, Avrupa müzelerine taşınan yapıtların iade edilip edilmemesi gerektiği konusunda tartışmalara yol açmaktadır. Tartışmalar sürerken en azından geçici bir önlem olarak, söz konusu yerlere eserlerin birer kopyası konulabilir. Nitekim bu, bazı yerlerde yapılmıştır.<br />
<img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/didim-apollo-tapınağı.jpg" alt="didim apollo tapınağı" title="didim apollo tapınağı" width="800" height="600" class="alignright size-full wp-image-609" /><br />
Didyma tarihinin erken evresi, tapınağın Persler tarafından yıkılmasıyla sona erdi. Herodotos; İ.Ö. 494 yılında İonia Ayaklanması başarısızlıkla sonuçlanıp, Miletos düşünce, Dareios’un hem tapınak, hem de bilicilik yerini yağmalayarak yaktığını anlatır. Oysa Strabon ile Pausanias aynı eylemi Kserkses’in İ.Ö. 479’da Plataia’daki yenilgisinden sonra , Yunanistan’dan dönerken gerçekleştirdiğini yazarlar. Bu olayda Brankhidler tanrılarına sadakatsizlikten suçluydular; tanrıya sunulmuş hazineleri hiç duraksamadan Pers kralına teslim etmiş ve ihanetlerini izleyecek olaylardan kurtulmak amacıyla, onun peşinde Pers ülkesine kaçmışlardı. Orada kral eliyle Sogdiana yakınlarına yerleştirildiler. Yüz elli yıl sonra İskender buraya dek geldi. Ordusundaki Miletoslulara ne yapması gerektiğini sorduktan sonra, yerleşmeyi yerle bir etti. “Böylece” diye sözlerini bağlar tarihçi, “babaların işlediği suçun cezasını oğullar ödemişlerdir”. Daha sonra Suriye Kralı I. Seleukos, Pers başkenti Ekbatana’da Kserkses’in çaldığı bronz Apollon heykelini bulmuş, Didyma’ya geri vermiştir.</p>
<p>        Pers yıkımının ardından,bilicilik merkezinin toparlanması uzun sürdü. 5. yüzyılın geri kalan bölümünde ve 4. yüzyılda hiç sesi çıkmadı. Ama İskender’in gelişi ile yıllardır kurumuş bulunan Didyma’daki kutsal pınar, bilicilik pınarı, yeniden kaynadı. Hayata dönen bilicilik kurumu İskender’in tanrı Zeus’un öz oğlu olduğunu ve Gaugamela’da zafer kazanacağını muştuladı. Yine de Didyma asıl canlanmasını Seleukos’a borçludur. Seleukos İ.Ö. 300 dolaylarında eski tapınağın bulunduğu yerde, bugün kalıntılarını gördüğümüz dev yapının inşaatını başlattı. Yeni kutsal alan kısa zamanda büyük bir zenginliğe kavuştu. Ama İ.Ö. 278 yılında istilacı Galatların saldırılarından çok zarar gördü. Didyma’da kazılar sonucu ortaya çıkarılan yazıtlardan biri İ.Ö.277 yılına ait bir tapınak envanteridir. Yazıt “savaştan arta kalanlar” ın, Apollon hazinesindeki bezemeli bir tas ve gümüş süslemeli bir öküz boynuzu ile Artemis hazinesindeki kaidelerinden biri kopuk bir buhurdan, iki küçük buhurdan ve üç kemerden öteye gitmediğini belgelemektedir; geriye başka hiçbir şey kalmamıştır. Henüz tamamlanmamış olan yapı ise ayakta kalabilmişti. İki yüz yıl Miletoslular kendi olanakları ile onu tamamlamaya çalıştılar. İ.Ö. 70 yıllarındaki korsan yağmasının yaraları çabuk sarıldı. Ama tapınağı gören herkesin gözüne çarpacağı gibi, son rötuşlara hiçbir zaman geçilemedi. Örneğin taşların çoğu perdahlanamadı, sütunların yivleri tamamlanamadı.</p>
<p>        Tapınağın planı çeşitli yönlerden sıra dışı, hatta benzersizdir.İon düzenindeki yapı “dekastylos dipteros” plan gösterir, yani kısa yanlarda on sütun içeren iki sütun dizisiyle çevrilmiştir. Bir ön avlu niteliğindeki pronaosta on iki sütun daha vardır. Böylece toplam sütun sayısı 120’ye ulaşmaktadır. Pronaos ile en kutsal bölüm olarak tanımlayacağımız naos arasında, içinde iki sütun bulunan bir ön oda yer alır. Pronaostan ön odaya açılan kapının 1.45 m. yüksekliğindeki eşiği, buranın bir giriş işleviyle kullanılmadığını göstermektedir. Ön oda ise başka tapınaklarda rastlamadığımız bir öğedir ve işlevi aşağıda incelenecektir. Ön odadaki üç kapıyı izleyen basamaklar 2.59 m. alçakta kalan naosa iner. Burası, yüksekliği 21.3 m.yi aşan duvarlarıyla büyük bir avluyu andırır. Naosun olağandışı uzunluğu yapının bir opisthodomostan yoksun bulunmasından kaynaklanmaktadır. Strabon, dev boyutları yüzünden, yapının hiçbir zaman bir çatı ile örtülmediğini bildirir. Pronaos un iki yanındaki eğimli birer dehliz, pronaosu naosa bağlamaktadır. Bu da bir eşine rastlanmayan bir düzenlemedir. Yunan tapınaklarında kült heykeli genellikle naosun arka duvarına yakın bir konum alır. Didyma’da ise naosun üzerinin açık olması dayısıyla Apollon heykeli için İon düzeninde bir naiskos, küçük bir tapınak yapılmıştır. bilicilik pınarı da yalnızca temelleri günümüze erişen naiskosun içindedir.Naos duvarlarının üst bölümü pilasterler ile bezenmiştir. Pilaster başlıkları arasında griffon ve Iyra motiflerinden oluşan bir friz uzanır. Frize ait bazı parçalar bugün kuzey duvarın önünde durmaktadır. Bir başka sıra dışı özellik, ön odanın iki yanında yer alan ve naos duvarlarının üzerine ulaşan merdivenlerdir. Tapınak zengin ve gösterişli bezemelere sahiptir. Bu bağlamda, pronaos sütunlarının kaidelerinde izlenen bezeme çeşitliliğine ve arkhitravı süsleyen Medusa frizine değinilebilir. Hafirler batı uçtaki yıkılmış bir sütunu, düştüğü andaki gibi kasnakları kaymış bir şekilde bırakmışlardır. Stylobat dümdüz bir yatay çizgi oluşturmamakta, eksene doğru bombe yapmaktadır. Birkaç santimetreyi aşmayan bu dışbükey kavis, basamaklar boyunca gözlerinizi kısarak baktığınızda özellikle belirgindir. Curvatura adı verilen bu uygulama Yunan tapınaklarında sıklıkla karşımıza çıkar. Amaç, uzun bir düz çizginin ortada çökmüş gibi algılanmasına yol açan optik yanılsamayı düzeltmektedir. Parthenon’da tek bir düz çizginin ortada çökmüş gibi algılanmasına yol açan optik yanılsamayı düzeltmektedir. Parthenon’da tek bir düz çizgiye rastlanmadığı söylenir.</p>
<p>Didyma Apollon Tapınağı, sınırları içine sığınanlara kesin koruma sağlayan, dokunulmazlık hakkına öteden beri sahip olmuştu. Marcus Antonius’un Ephesos Artemis Tapınağı’nda yaptığı gibi, Iulius Caesar da Didyma’nın dokunulmazlık alanını 2000 ayak genişletmişti. Ancak İmparator Tiberius çeşitli Yunan tapınaklarının koruma hakkına ilişkin bir soruşturma açtığında, Miletoslular, Caesar’ın yürürlüğe koyduğu uygulamayı kanıt göstermediler. Onun yerine, Brankhidai bilicilik merkezinin eski günlerinde I. Dareios’un kaleme aldığı bir mektubu dikkate sundular. Sonuç Didyma’ya iddiaları çok eskilere dayandığı için kuşkulu görülen ikinci derece tapınaklar arasında yer verilmesiydi.</p>
<p>        Genelde Roma imparatorları Didyma’ya dostluk gösterdiler.İ.S. 100 yılında Traianus, Miletos’tan Didyma Kutsal Alanı’na gidecek, 17.7 km. uzunluğunda bir yolun masraflarını karşıladı. O güne dek Miletoslular hep deniz yoluyla Panormos’a gelmişlerdi. Traianus’un yaptığı bu bağışın ardında yatan neden, çağdaşı olan düşünür ve hatip Prusiaslı (Bursa) Dio’nun  yazılarıyla açıklığa kavuşmaktadır. Dio’nun anlattığına göre Didyma bilicilik merkezi, Traianus’a henüz böyle bir durum söz konusu değilken , günün birinde imparatorluğa  yükseleceğini bildirmişti. Traianus kehanet ocağında sözcülük görevini kabul etmekle, Didyma Apollonu’nu ayrıca onurlandırdı. Daha sonra Hadrianus da aynı şekilde hareket etmiştir. Kuşkusuz  bu, bilici kadının kutsal pınar başında tanrısal esinlenme ile söylediği sözleri iki imparatorun dinlediği ve danışmaya gelenlere vezinli bir biçimde aktardığı anlamına gelmez. Konu, bu görev ile ilgili masrafların imparatorluk hazinesinden karşılanmasından ibarettir. İ.S. 2. yüzyılda Traianus ile başlayıp, Marcus Aurelius’a dek devam eden “iyi” imparatorların zamanında Didyma zengin bir dönem yaşamış, bilicilik merkezinin yıldızı özellikle parlamıştır. Kazılarda ele geçen kehanet metinleri çoğunlukla bu evreye aittir.     </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/didim-apollon-tapinagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Patara Antik Kenti</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/patara-antik-kenti.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/patara-antik-kenti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 22:09:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Patara Antik Kenti]]></category>
		<category><![CDATA[Patara Antik Kenti antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Patara Antik Kenti nerdedir]]></category>
		<category><![CDATA[Patara Antik Kenti resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi yerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[ Patara Antik Kent
Patara (Gelemiş, Ovagelemiş, Kelemiş) Antik Kenti
Patara antik kenti Fethiye &#8211; Kalkan arasındaki bereketli Xanthos vadisinin güneybatı ucunda yer alır. Ana yoldan Gelemiş yoluna sapıldığında 5 km.lik yol bizi Patara harabelerine götürür. Son yapılan kazılarda M.Ö. VII. yüzyıla ait seramiklerin ve paraların bulunması Patara&#8217;nın tarihini daha eskilere götürmemize sebep olmaktadır.

Apollon tanrının doğduğu yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Patara Antik Kent</strong></p>
<p>Patara (Gelemiş, Ovagelemiş, Kelemiş) Antik Kenti</p>
<p>Patara antik kenti Fethiye &#8211; Kalkan arasındaki bereketli Xanthos vadisinin güneybatı ucunda yer alır. Ana yoldan Gelemiş yoluna sapıldığında 5 km.lik yol bizi Patara harabelerine götürür. Son yapılan kazılarda M.Ö. VII. yüzyıla ait seramiklerin ve paraların bulunması Patara&#8217;nın tarihini daha eskilere götürmemize sebep olmaktadır.<br />
<img class="alignright size-full wp-image-603" title="likya_yolu_patara" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/likya_yolu_patara.jpg" alt="likya_yolu_patara" width="640" height="480" /><br />
Apollon tanrının doğduğu yer olarak bilinen Patara, Lykia&#8217;nın en önemli ve en eski şehirlerinden birisidir. Hitit Kralı IV. Tudhaliya (M.Ö. 1250 &#8211; 1220) Lukka seferi sırasında &#8220;Patar Dağı&#8217;nın karşısında adaklar ve armağanlar yaptım, steller diktim, kutsal mekanlar inşa ettim&#8221; demiştir. Bundan da anlıyoruz ki Hitit Çağı&#8217;nda Patara, Patar adıyla vardı. Patara, Xanthos vadisinde denize açılabilecek tek yer olması nedeniyle tarih boyunca önemli kent olma özelliğini her çağda devam ettirmiştir. Yeni kazılar onun eski tarihini de ortaya çıkarması bakımından çok önemlidir. O nedenle şimdilik şehrin tarihini M.Ö. VI. ve V. yüzyıla kadar çıkarabiliyoruz. İskender&#8217;e kapılarını açarak yıkılmaktan kurtulan şehir, İskender&#8217;in ölümüyle M.Ö. 315&#8242;te Antigonos&#8217;un ve M.Ö. 304&#8242;te Demetrios&#8217;un işgalinden kurtulamamıştır. Daha sonra Mısır&#8217;daki Ptolemiaios, Philadelphos&#8217;un eline geçmiş, Mısar kralları döneminde ismi bir müddet Arsinoe olmuşsa da bu isim daha sonraları benimsenmemiş, Patara M.Ö. 190 yılında III. Antiokhos tarafından zapdetilmiştir. Livius&#8217;un M.Ö. II. yüzyıla girerken yaşanan büyük Antiokhos dönemi olayları ile bağlantılı olarak Patara için söylediği &#8220;Caput gentis&#8221; deyimi, yani soyun başkenti deyişi onu diğer kentlerin en başına yüceltir.<br />
<img class="alignright size-full wp-image-604" title="patara anik kent" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/patara-anik-kent.jpg" alt="patara anik kent" width="640" height="480" /><br />
Lykia Birliği içindeki Pınar&#8217;a, Xanthos, Olympos ve Myra gibi Patara da üç oy hakkına sahipti. Birlik toplantıları çoğu kez birliğin limanı durumunda olan Patara&#8217;da yapılmakta idi. Roma egemeliğine geçtikten sonra da önemini yitirmeyen Patara, Roma valiliklerinin adli işlerini gördüğü bir merkez oluşu yanında Roma&#8217;nın doğu eyaletleriyle bağlantısını kurduğu bir deniz üssü olarak da önemini korumuştur. Patara aynı zamanda Anadolu&#8217;dan Roma&#8217;ya nakledilen tahılların depolandığı ve saklındığı bir limandı. Onun için İmparator Hadrian zamanında Andriake de olduğu gibi burada da büyük bir hububat ambarı yapılmıştır. Roma İmparatoru Hadrian karısı Sabine ile Patara&#8217;ya gelmiş, bir müddet burada dinlenmiştir. Roma İmparotorluk çağında Lykia ve pamphylia eyaletinin başkenti olan Patara, Apollon&#8217;un önemli bir kehanet merkezi olarak da ün yapmıştır. Eski yazarlar kışın burada, yazın Delos&#8217;ta kehanette bulunulduğunu kaydederler. Şehir Bizans döneminde de önemini devam ettirmiş, Hristiyanlar için önemli bir merkez olmuştur. Zira &#8220;Noel Baba&#8221; diye anılan Saint Nicholaos, Pataralıdır. Ayrıca St. Paul Roma&#8217;ya gitmek için Patara&#8217;dan gemiye binmiştir. Böylece Erken Hristiyanlık döneminde bir Piskoposluk merkezi olmuştur. İmparator Konstantin&#8217;in başkanlık ettiği M.S. 325&#8242;teki Nikaia konsülünde Lykia&#8217;nın tek imza yetkilisi din adamı Eudemos&#8217;un Patara Piskoposu oluşu kentin bu devinde gözde oluşunun kanıtıdır. Ne yazık ki bundan sonra Patara&#8217;da şansızlıklar başlamış, tanrılar ve kutsalkişiler buraya yüz çevirmiş gibi 1600 m uzunluğunda ve 400 m genişliğindeki liman kumlarla dolmuştur. Böylece gemiler yanaşamamış, bu da Patara&#8217;nın yavaş yavaş önemini yitirmesine sebep olmuştur. Günden güne kumlarla örtülen Patara kumların altında uyuyan güzel olarak günümüze kadar gelmiştir.</p>
<p>Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/patara-antik-kenti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gemlik Saat Kulesi</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/gemlik-saat-kulesi.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/gemlik-saat-kulesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 13:59:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezilesi Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[bursa Gemlik Saat Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gemlik Saat Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Gemlik Saat Kulesi bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Gemlik Saat Kulesi resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=594</guid>
		<description><![CDATA[Gemlik saat kulesi, Gemlik meydanında bulunur. Gemlik saat kulesinin alt kısmında yunus balığı , üst kısmında ise zeytindalı figürleri bulunmaktadır. Etrafında ufak bir fıskiyeli havuz bulunur. Gemlik meydanının etrafında tarihi çınar ağaçları bulunmaktadır. Gemlik, Türkiyenin zeytin fabrikası gibidir. Halkın %80&#8242;i zeytincilikle geçinmektedir. Gemlikteki zeytinler tüm dünyada markadır.  


]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gemlik saat kulesi, Gemlik meydanında bulunur. Gemlik saat kulesinin alt kısmında yunus balığı , üst kısmında ise zeytindalı figürleri bulunmaktadır. Etrafında ufak bir fıskiyeli havuz bulunur. Gemlik meydanının etrafında tarihi çınar ağaçları bulunmaktadır. Gemlik, Türkiyenin zeytin fabrikası gibidir. Halkın %80&#8242;i zeytincilikle geçinmektedir. Gemlikteki zeytinler tüm dünyada markadır.  </p>
<p><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/gemlik-saat-kulesi.jpg" alt="gemlik saat kulesi" title="gemlik saat kulesi" width="602" height="322" class="alignright size-full wp-image-595" /></p>
<p><img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/bursa-gemlik-saat-kulesi.jpg" alt="bursa gemlik saat kulesi" title="bursa gemlik saat kulesi" width="600" height="450" class="alignright size-full wp-image-596" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/gemlik-saat-kulesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzincan Turistik Yerler</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/erzincan-turistik-yerler.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/erzincan-turistik-yerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 13:24:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erzincan]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan camileri]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[ERZİNCAN nerde]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Şehir Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Erzincan Turistik Yerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=579</guid>
		<description><![CDATA[
Örenyerleri
Altıntepe: Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m. kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir. 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak &#8211; saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır.

Höyükte bulunan ve MÖ. 8. yüzyıla ait eserler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-580 alignright" title="erzincan resim" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzincan-resim.jpeg" alt="erzincan resim" width="200" height="133" /></p>
<p>Örenyerleri</p>
<p>Altıntepe: Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m. kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir. 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak &#8211; saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır.<br />
<span id="more-579"></span><br />
Höyükte bulunan ve MÖ. 8. yüzyıla ait eserler arasında, fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resimleri bulunmaktadır. Çivi yazılı tunç eşyada, kral adları bulunmuştur. Urartu sanatının parlak dönemine ait yüksek düzeyli eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir. Altıntepe buluntularında tanrı, insan, hayvan figür ve motifleri önemli yer tutmaktadır. Altıntepe kalıntıları, tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır.</p>
<p><strong>Kaleler</strong></p>
<p>Kemah Kalesi: Anadolu&#8217;nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerinde kurulu olan Kalenin, iç içe iki yapısı olup, çevresi surlarla çevrilidir.</p>
<p><strong>Cami, Türbe ve Külliyeler</strong> <img class="alignright size-full wp-image-581" title="erzincan cami" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzincan-cami.jpeg" alt="erzincan cami" width="200" height="133" /></p>
<p>İlde yer alan Terzibaba Türbesi, Hıdır Abdal Sultan Türbesi ve Melik Gazi Türbesi görülmeye değer turistik çekim merkezleridir. Kemah ilçesindeki Gülabibey Cami günümüzde halen kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Mama Hatun Külliyesi:</strong> Tercan ilçesindedir. Saltukoğulları Hükümdarı II. İzzettin&#8217;in kızı olan Mama Hatun, Tercan&#8217;da Orta Çağ Türk mimarisinin en ilginç ve önemli eseri kervansaray, hamam, mescit ve kendi türbesinden oluşan büyük bir külliye inşa etmiştir.</p>
<p><strong>Abrenk Kilisesi: </strong>Tercan ilçesinin Üçpınar Köyü yakınlarında bulunan kilisenin giriş kapısı <img class="alignright size-full wp-image-582" title="erzincan kilise" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzincan-kilise.jpeg" alt="erzincan kilise" width="200" height="133" />üzerinde 1854 tarihi geçmektedir. Kilise ile birlikte bir şapel ve iki tane de dikili taş bulunmaktadır. Bu taşlar mimarisi ve bezemesiyle dikkat çekip XII. Yüzyıldan sonra Selçuklu Prensi Nasurettin dönemiyle tarihlenen kitabeler taşırlar.</p>
<p><strong>Mesire Yerleri</strong></p>
<p><strong>Otlukbeli Gölü:</strong> Otlukbeli Gölü&#8217;nün en önemli özelliği çanağının ve oluşumunun göl türleri içerisinde günümüze kadar bilinenlerin içerisinde dünyada tek tip oluşudur. Göl, bu özelliğinden dolayı doğal anıt olarak nitelendirilmektedir. Otlukbeli Gölü Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile doğal sit alanı ilan edilerek, koruma altına alınmıştır.</p>
<p><strong>Girlevik Çağlayanı:</strong> Erzincan&#8217;ın 29 km güneydoğusunda Çağlayan Beldesi&#8217;nde bulunan şelale, doğal serinliği ve güzelliği ile ünlü bîr mesire yendir. Suyun kışın donmasıyla oluşan sarkıtlarda tırmanıcılık, yazın soğuk sularında serinleme imkanı sunan Girlevik Çağlayanı, birçok yerli ve yabancı turisti bölgeye çekmektedir.</p>
<p><strong>Aygır Gölü:</strong> Keşiş Dağı üzerinde buluna Göl, tabiat güzelliğinin yanı sıra, krater gölü özelliğine de sahip olan piknik ve dinlenme yeridir. </p>
<p><strong>Kaplıcalar</strong> <img src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/erzincan-kaplıcalar.jpeg" alt="erzincan kaplıcalar" title="erzincan kaplıcalar" width="200" height="133" class="alignright size-full wp-image-583" /></p>
<p><strong>Ekşisu:</strong> (Böğert Maden Suyu) İl merkezine 11 km. uzaklıktaki bölgede bulunan ve Ekşisu adı verilen böğert maden suyu, sağlık yönünden oldukça önem taşımaktadır. Maden suyu; anemi, karaciğer, mide, bağırsak ve safra yolları hastalıklarına iyi gelmektedir.Ekşisu yakınındaki kaplıca, 33 derecelik ısıya sahiptir. Su banyosu şeklinde kullanılan kaplıca suyu, romatizma, cilt, damar sertliği ve kalp rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca 12 adet kapalı havuz ile halkın hizmetindedir. </p>
<p><strong>Mağaralar</strong></p>
<p><strong>Buz Mağaraları:</strong> Kemah ilçesinin Ayranpınar köyündedir. Mağaranın içinde büyük buz kütleleri ve buzların oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Ala Mağarası:</strong> Kemaliye ilçesinin kuzeydoğusunda bulunan mağaranın içinde dehliz ve kanallar bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Köroğlu Mağarası:</strong> Refahiye ilçesinin Altköy mevkiinde bulunan mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/erzincan-turistik-yerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adana Resimleri</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/adana-resimleri.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/adana-resimleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 12:51:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şehir Resimleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=552</guid>
		<description><![CDATA[        
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"></a> <img src="http://hphotos-snc3.fbcdn.net/hs117.snc3/16443_101551079872540_100000529467359_40951_652963_n.jpg" alt="" /> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://hphotos-snc3.fbcdn.net/hs117.snc3/16443_101551083205873_100000529467359_40952_398967_n.jpg" alt="" /></a> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://hphotos-snc3.fbcdn.net/hs117.snc3/16443_101551086539206_100000529467359_40953_3069717_n.jpg" alt="" /></a> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://photos-g.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs097.snc3/16443_101551089872539_100000529467359_40954_4877974_n.jpg" alt="" /></a> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://photos-a.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs097.snc3/16443_101551093205872_100000529467359_40955_261858_n.jpg" alt="" /></a> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://photos-c.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs097.snc3/16443_101551096539205_100000529467359_40956_3324027_n.jpg" alt="" /></a> <a class="fb-photo" href="?album_p=1#photo"><img src="http://photos-e.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc3/hs097.snc3/16443_101551099872538_100000529467359_40957_1152046_n.jpg" alt="" /></a> <img class="alignnone size-full wp-image-553" title="adana cami" src="http://www.sehirgezgini.com/resimler/adana-cami.jpg" alt="adana cami" width="800" height="534" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/adana-resimleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elazığ Turistik Yerler</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/elazig-turistik-yerler.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/elazig-turistik-yerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 01:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Elazığ]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ camileri]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ deniz]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ kent rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ kültür türizm]]></category>
		<category><![CDATA[elazığ sarayları]]></category>
		<category><![CDATA[Elazığ Şehir Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[




Elazığ Müzesi Müdürlüğü


Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 
ELAZIĞ MÜZELERİ 
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi 
 Elazığ&#8217;da ilk müze 30 Nisan 1965 tarihinde, Harput Bucağı&#8217;nda bulunan Alacalı Mescit&#8217;te &#8220;Harput Müzesi&#8221; olarak kurulmuştur. Sonraki yıllarda bu yapı, toplanan eserler için küçük geldiğinden, İstasyon Caddesi&#8217;ndeki Elazığ Belediyesi&#8217;ne ait bir binaya taşınmıştır. Daha sonra Keban ve Karakaya Baraj projeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- Belge:20.9.9.1 --></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<col valign="top"></col>
<tbody>
<tr>
<td style="padding-left: 10px;"><big><strong>Elazığ Müzesi Müdürlüğü</strong></big></td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-left: 20px;"><!-- # İçerik --><!-- #BeginEditable "content" --><span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"><strong><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü </span></strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>ELAZIĞ MÜZELERİ </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>Arkeoloji ve Etnografya Müzesi </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><img src="http://www.elazigkulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=142634&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=elazig-m-03.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="221" height="136" align="left" /> Elazığ&#8217;da ilk müze 30 Nisan 1965 tarihinde, Harput Bucağı&#8217;nda bulunan Alacalı Mescit&#8217;te &#8220;Harput Müzesi&#8221; olarak kurulmuştur. Sonraki yıllarda bu yapı, toplanan eserler için küçük geldiğinden, İstasyon Caddesi&#8217;ndeki Elazığ Belediyesi&#8217;ne ait bir binaya taşınmıştır. Daha sonra Keban ve Karakaya Baraj projeleri çerçevesinde yapılan yüzey araştırmaları ve kazılarda bulanan eserlerin teşhiri söz konusu olunca, bina yetersiz kalmıştır. 1971-1972 yıllarında Elazığ Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi Kampüsü (şimdiki Fırat Üniversitesi Kampüsü)&#8217;nde 12.700 m² lik bir alan müze binası için tahsis edilmiş ve müze deposu ile idari binaların yapılmasından sonra, 28 Temmuz 1982 yılında müze ziyarete açılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, &#8220;Arkeolojik Eserler ve Sikke Salonu, Halı Kilim ve Etnografya Salonu&#8221; olmak üzere iki salondan ve çeşitli eserlerin saklandığı depo bölümlerinden oluşmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Arkeolojik Eserler ve Sikke Salonu&#8217;nda Keban ve Karakaya Baraj Projeleri nedeniyle yapılan Tülin Tepe, Tepecik Örenyeri, Değirmen Tepe, Haraba Höyüğü, Norşun Tepe, Aşvan, Sakyol (Pulur), Ağın Kalaycık Höyüğü, Ağın Kalecik Höyüğü, Pağnik Örenyeri, Han İbrahim Şah, Şemsiye Tepe, Yeniköy kazıları ile, Karataş Kayaaltı Sığınağı, Küllünün İni, Aktaş ve Yıkılgan yüzey araştırmalarında bulunmuş; Paleolitik, Neolotik, Kalkolitik, Tunç (Protto Hurri-Hitit), Demir, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda ve çeşitli eserler sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><img src="http://www.elazigkulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=142634&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=elazig-m-02.jpg" border="0" alt="" hspace="5" vspace="5" width="133" height="230" align="right" />Halı-Kilim ve Etnografik Eser Salonu&#8217;nda ise, bölgeye ait özgün el ürünü halı ve kilimler ile yöreye ait kültürü tanıtıcı nitelikteki etnografik malzemeler sergilenmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Müze içi bu sergilerin dışında, dışta müze girişinde Tunceli&#8217;den toplanmış koç ve at şeklindeki mezar taşları ile çeşitli dönemlere ait kimi taş eserler sergilenmektedir. </span></p>
<p>Fırat Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Kampüsü<br />
<strong>Tel :</strong> (0424) 241 11 30<br />
<strong>Faks :</strong> (0424) 241 11 31</p>
<p>Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.</p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"><strong>Harput Müzesi</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;">Elazığ Müzesi Müdürlüğü&#8217;ne bağlı olarak hizmet veren ve Harput Bucağı&#8217;nda eski belediye hizmet binasının karşısında yer alan müze, Elazığ Müzesi&#8217;nin çekirdeği olarak kurulduğu 1965 yılında bu yana hizmetine devam etmiş olup, yöresel el sanatları ve etnografik malzeme barındırmaktadır. Ayrıca, Harput&#8217;ta bulunan çeşitli yapılara ait kimi kitabeler de, müzede koruma altına alınmıştır. </span></p>
<p>Eski Belediye Binası karşısı<br />
<strong>Tel : </strong>(0424) 241 11 30</p>
<p>Pazartesi dışında her gün 08.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Harput (Süt) Kalesi</p>
<p>Harput’un güneydoğusunda ovaya egemen kayalar üzerindedir. İlk kez Urartular döneminde yapıldığı sanılan kale, kayalara oyulmuş odalar, basamaklar ve gizli yollardan oluşmaktadır. 1115’de Artukoğlu Belek’in kaleyi almasından sonra, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Osmanlılar döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Dörtgen planlı kalenin girişi, doğuda Harput yönündedir. Yapı, dış kale ve iç kale olmak üzere iki bölümlüdür. Yüksekliği yer yer değişmektedir</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/elazig-turistik-yerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne Turistik Yerler</title>
		<link>http://www.sehirgezgini.com/edirne-turistik-yerler.html</link>
		<comments>http://www.sehirgezgini.com/edirne-turistik-yerler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 23:36:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edirne]]></category>
		<category><![CDATA[edirne camileri]]></category>
		<category><![CDATA[edirne deniz]]></category>
		<category><![CDATA[edirne kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne kent rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[edirne kültür türizm]]></category>
		<category><![CDATA[edirne sarayları]]></category>
		<category><![CDATA[Edirne Şehir Rehberi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sehirgezgini.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[Şehirde ilk müze 1925 yılından Selimiye Camii Külliyesi’nde Darülsübyan’da depo olarak kurulmuştur. Daha sonra 1971 yılında yeni binasına taşınarak Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><big><strong>Müzeler ve Örenyerleri</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><strong>Müzeler</strong></p>
<p align="justify"><strong>Edirne Müzesi</strong><a href="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/t.ashx?F6E10F8892433CFF1AD8E71A9A9C29257D8EF526A64E6047"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></a><br />
<strong>Adres: </strong>Selimiye Camii Yanı &#8211; Edirne<br />
<strong>Tel:</strong> (284) 225 11 20</p>
<p align="justify"><strong>Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi</strong><a href="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/t.ashx?F6E10F8892433CFF1AD8E71A9A9C29257D8EF526A64E6047"><strong><span style="font-size: 9pt;"> </span></strong></a></p>
<p align="justify">Şehirde ilk müze 1925 yılından Selimiye Camii Külliyesi’nde Darülsübyan’da depo olarak kurulmuştur. Daha sonra 1971 yılında yeni binasına taşınarak Arkeoloji ve Etnografya Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.</p>
<p align="justify">İki bölümden oluşan müzede prehistorik dönemlerden Osmanlı dönemine kadar pek çok eser sergilenmektedir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Edirne Türk İslam Eserleri Müzesi</strong><strong> </strong><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong>Müze, Selimiye Camii avlusunda Darülkur’a Medresesi’nde yer alır. 1569-1575 yıllarında Selimiye Camii ile birlikte Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Medresenin 14 odasında ve avluda Osmanlı dönemine ait birçok eser sergilenmektedir.<strong> </strong></p>
<p><strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=218120&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=lozan.jpg" border="0" alt="" width="150" height="300" align="left" />Lozan Anıtı ve Müzesi</strong></p>
<p><strong> </strong>Lozan ve dünya barışını simgeleyen anıt yanında “Lozan ve İsmet İnönü” belgelerini sergileyen müze önemli bir ziyaret noktası durumuna gelmiştir.<strong> </strong></p>
<p><strong>Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezit Külliyesi Sağlık Müzesi</strong></p>
<p><strong> </strong>Sultan II. Bayezit Külliyesi’nin darüşşifa (hastane) birimi, Sağlık Müzesi olarak kurulmuştur. Müzede hekimliğin gelişmesi ve değişik sağlık hizmetleri hakkında geniş bilgileri içeren bölümler vardır.</p>
<p align="justify"><strong>Enez Antik Kenti:</strong> Enez ( Ainos ) tarihi dönemlerde çok önemli bir liman iken bugün kıyıdan 3.5 km içeridedir. Tarih boyunca birçok kereler restore edilmiş olan Enez Kalesi görülmeye değer. Aynı zamanda M.Ö. 6 ıncı yüzyıla dayanan bir kilise, bazı oyma mezarlar ve suları berrak bir de plajı bulunmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>Şükrüpaşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi:</strong> Anıt müze 26 Mart 1913 Balkan Savaşı ve şehitlerin anısınına yapılmış olan bir komplekstir. Savaş sırasında Şükrü Paşa anıtına yokluk içinde Edirne&#8217;yi savunan Şükrü Paşa&#8217;nın Edirne&#8217;nin savunma yerlerinden biri olan Kıyık Tabya ya mezarı getirilmiş ve anısına bir anıt yapılmıştır. Anıtla birlikte burada bulunan tabyada Balkan Savaşlarını anlatan ve Edirne halkının elinde bulunan eşyalardan oluşan bir müze oluşturulmuştur</p>
<p align="justify"><strong>Hafızağa Konağı:</strong>Geleneksel Türk evi planını yansıtan, Edirne Valiliğince restorasyonu yapılan Hafızağa Konağı kentin tarihi ve kültürel değerleri ile her türlü bilgi ve belgenin, bir sinevizyon salonu ve el sanatları satış mağazası (ETUR) bulunduğu bir müze olarak düzenlenmiştir. 17 Nisan 2005 tarihinde ziyarete açılmıştır.</p>
<p align="justify"><strong>Enez Kalesi-Makedonya (Saat) Kulesi ve Kentsel Arkeoloji Parkı :</strong>123-124 yıllarında Doğu&#8217;ya yaptığı gezi sırasında İmparator Hadrianus kendi adıyla Hadrianopolis diye çağrılan Edirne Kentine görkemli bir kale armağan etmişti. Edirne Kalesi&#8217;nin değişik adlarla anılan dokuz kapısı vardı; Kule kapısı, kulenin doğusunda olup, maarif bahçesi diye bilinirdi Top kapısı, bu günkü mumcular sokağının aşağısındaydı. Kafes kapısı, bu günkü Gazimihal köprüsüne dönen yol kavşağındaydı. Kafes kapısı 1752 depreminde yıkılmıştı. Keçeciler kapısı, bugünkü debağhane semtindeydi. Oğrin kapısı, Germe kapıya açılan küçük bir kapı olup çok dar ve gizli idi. Manyas kapı, Manyas karakolu denen yere yakındır. Manyas kapı 1752 depreminde yıkılmıştır. Tavuk kapısı, Cumhuriyet Caddesindeydi. Balıkpazarı kapısı, bugün olduğu gibi ihneciler kapısı yada İstanbul kapısı adlarıyla bilinirdi ve kalenin doğusunda, balık pazarındaydı. Orta kapı Alipaşa Çarşısına açılıyordu. Duvarlarda rastlanan Bizans yazıtlarından, Kalenin bu dönemde onarıldığı anlaşılmaktadır. Edirne&#8217;nin gelişmesi ve yayılması sırasında kale kentin ortasında kalmış, kimi bölümleriyle XIX. y.y. sonlarına kadar onarımlarla korunabilmiştir. Dört kuleden günümüze kalan tek yapı olan Makedonya kulesi ve çevresi yapılan kazı sonrası &#8216;Kentsel Arkeoloji Parkı&#8217; olarak hizmete açılmıştır.</p>
<p><big><strong>Edirne Evleri</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176767&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=hafizagakonagi.jpg" border="0" alt="" width="175" height="99" align="left" /></p>
<p align="justify">Taş duvar ve sıvayla örülmüş ahşap iskelet sistemleri ile yapılırdı. Bu evler genellikle yanındaki daha yüksek saçaklara çift eğri öğe ile bağlanan bir çatıyla örtülü, az derinde kalan locanın içine yerleştirilmiş merkezi girişi ile kusursuz bir simetriye sahipti.</p>
<p align="justify">Balkan Yarımadası&#8217;nın hemen her tarafında en küçüğünden en gösterişlisine kadar bütün evlerde &#8220;hayat&#8221; denilen bölümler vardır. Oda kapılarının açıldığı yer olan bu bölüm, doğrudan evin bahçesine bakan yönde 1,5-2 metrelik direkler üzerine dayandırılmıştır. Hayatların sonunda<strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176767&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=edirnerevleri.jpg" border="0" alt="" width="175" height="98" align="right" /></strong> bir basamak yükseklikte dört köşe bir kısım ayrılarak, tahta sedirlerle çevrilirdi.</p>
<p align="justify">Evin harem ve selamlıklarında büyük kapıların açıldığı bahçe kısımları olan avluların uygun bir yerinde mermer bir çeşme bulunurdu. Bazı evlerde avluların ortasında küçük havuzlar, üzerine asma sardırılmış çardaklar vardı. Harem ve selamlık avlularından birbirine geçilecek küçük kapı bulunurdu.</p>
<p align="justify">
<p><big><strong>Saraylar</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176766&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=edirnesarayi.jpg" border="0" alt="" width="175" height="119" align="left" /></strong></span></p>
<p align="justify">Sultan I. Murad tarafından yaptırılan ilk saraydan sonra, Sultan II. Murad döneminde Tunca&#8217;nın batısında, çok büyük bir alan üzerine 1450&#8242;de Edirne Sarayı&#8217;nın inşaatına başlandı. Sultan&#8217;ın 1451&#8242;de ölümünden sonra oğlu Fatih Sultan Mehmed tarafından yapı tamamlatıldı. Kalıntılar arasında, Cihannüma Kasrı, Kum Kasrı Hamamı, Babusseade, Matbahi Amire ve Adalet Kasrı&#8217;dır.</p>
<p align="justify">
<p><big><strong>Camiler ve Kiliseler</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176768&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=selimiyecamm.jpg" border="0" alt="" width="115" height="185" align="left" />Selimiye Camii:</strong> Edirnen&#8217;nin en önemli eseri olan Mimar Sinan&#8217;ın ustalık dönemi eseri Selimiye Cami Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.</p>
<p align="justify">1569 &#8211; 1575 yılları arasında II. Selim tarafından yaptırılmıştır. Taş işçiliği, çinileri ve kalem işleri bakımından eşsiz bir eserdir.</p>
<p align="justify">Kentin diğer önemli cami ve kiliseleri Üç Şerefeli Cami, Muradiye Cami, II. Bayezid Cami Ve Külliyesi, Eski Cami , Yıldırım Camii, Fatih Cami (Enez Ayasofyası), Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi), Sweti George Kilisesi, Yahudi Havrasıdır.</p>
<p align="justify">
<p><strong>Üç Şerefeli Cami <img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176768&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=1.jpg" border="0" alt="" width="131" height="227" align="right" /></strong></p>
<p align="justify">1443-1447 yılları arasında, II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Cami Osmanlı sanatında, erken ve klasik dönem üslubu arasında yer alır. 24 m. çapındaki büyük merkezi kubbe, ikisi paye, dördü duvar payesi olmak üzere altı dayanağa oturtulmuştur. Yanlarda daha küçük ikişer kubbe ile örtülü kare bölümler vardır. Yapı, bir yenilik olarak enine dikdörtgen planlıdır. Bu planı Mimar Sinan, İstanbul camilerinde daha gelişmiş biçimi ile uygulamıştır. Ayrıca Osmanlı mimarisinde revaklı avlu ilk kez bu camide kullanılmıştır. Avlunun dört köşesine minareler yerleştirilmiştir. Üç Şerefeli Cami, bu özellikleriyle sonraki camilere öncü niteliğindedir.</p>
<p><strong>II. Bayezit Camii ve Külliyesi </strong></p>
<p>Tunca Nehri kıyısında, şehir merkezine 2 km. uzaklıkta bulunan külliye, Edirne’nin en önemli yapıtlarındandır. Cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, erzak depoları ve diğer bölümleriyle geniş bir alana yayılmıştır. 1484-1488 yılları arasında Mimar Hayreddin tarafından yapılmıştır. Çok etkileyici bir görünümü olan külliye, küçüklü büyüklü yüze yakın kubbeyle örtülüdür. İki minareli anıtsal bir cami bulunmaktadır. Caminin batısında bulunan Darüşşifa yapısı günümüzde müze olarak düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Muradiye Camii <img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176768&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=1.jpg" border="0" alt="" width="175" height="126" align="left" /></strong></p>
<p align="justify">Muradiye Mahallesi’nde Sarayiçi’ne egemen bir tepeye Sultan II. Murat tarafından yaptırılmıştır. Kitabesinde tarih yoktur. Yan mekânlı (zaviyeli) camilerin en güzel örneğidir.</p>
<p align="justify">Cami dış görünüşünün yalınlığına karşın, iç süslemesi yönünden 15. yüzyıl Osmanlı sanatının dikkat çeken yapıtlarındandır. Mihrap ve duvarları kaplayan çiniler, Türk çini sanatının en güzel örneklerindendir.</p>
<p align="justify"><strong>Yıldırım Bayezit Camii </strong></p>
<p align="justify">Edirne’nin en eski camisi olup, şehir merkezine 3 km. uzaklıktadır. 1400 yılında Yıldırım Bayezit tarafından haç planlı bir Doğu Roma kilisesinin temelleri üzerine inşa edilen cami dört kemerli, kubbeli ve tek minarelidir. Mimarı Hacı Alaaddin’dir. Çok kubbeli yapının yalnızca dört paye ile taşınan iç mekân örtüsünün sağladığı genişlik, mekânda birlik anlayışının ilk örneğini oluşturmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>Fatih Camii (Enez Ayasofyası) </strong></p>
<p align="justify">Enez Kalesi içinde yer alan cami, haç planlı bir Doğu Roma kilisesinden (Enez Ayasofya) çevrilmiş olup günümüzde yıkık durumdadır.</p>
<p align="justify"><strong>Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi) </strong></p>
<p align="justify">Havsa ilçesinde Edirne yolundadır. 1576-1577 yıllarında Sokullu Mehmet Paşa’nın oğlu Kasım Paşa adına Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Külliye; iki kervansaray, cami, medrese, imaret, çifte hamam, tekke, köprü ve arastadan oluşmaktaydı. Ancak günümüzde yalnızca cami, arastanın dua kubbesi ve 18. yüzyılda eklenmiş çeşme kalmıştır.</p>
<p align="justify"><strong>Sweti George Kilisesi </strong></p>
<p align="justify">Edirne’nin Kıyık semtinde, 1880 yılında inşa edilmiştir. 1889 yılında dekore edilen kilisedeki yazılar Bulgar dilinde yazılmıştır. Daha önce aynı yerde bulunan Rum kilisesinden kalma bazı tablolar vardır.</p>
<p><big><strong>Kervansaraylar</strong></big></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176769&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=rustempasakervan.jpg" border="0" alt="" width="175" height="91" align="left" />Sokak üzerinde bir sıra dükkânı bulunan ve klasik Osmanlı mimarlığının ilginç örneklerinden olan Rüstem Paşa Kervansarayı, Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın ünlü sadrazamı Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan&#8217;a yaptırıldı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Verdana;"><span style="font-size: 9pt;">Klasik Osmanlı mimarisinin ilginç örneklerinden olup Kanuni döneminin görkemli yapılarındandır. Avlulu hanlar  planındadır. Dikdörtgen avlunun çevresine iki katlı odalar yerleştirilmiştir. Katların avluya bakan yüzleri, revaklıdır.</span></span></p>
<p>Revakların arkasında ocaklı ve nişli odalar bulunur. Uzun yanlarda, karşılıklı olarak yukarı çıkan merdivenler vardır. Üst kat pencere ve kapı kemerlerinde tuğla süsleme ilginçtir. Kesme taş ve tuğladan örülmüş duvarlar yapıya anıtsal bir görüntü kazandırmaktadır.</p>
<p>Rüstem Paşa Kervansarayı 1972 yılında restore edilerek otel haline getirilmiş ve başarılı görülen bu restorasyonla 1980 yılında Ağa Han Mimarlık Ödülü&#8217;nü almıştır.</p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Ekmekçioğlu Ahmed Paşa Kervansarayı, I. Sultan Ahmed&#8217;in emri ile Defterdar Ekmekçioğlu Ahmet Paşa tarafından 1609 senesinde yaptırıldı.</span></p>
<p><big><strong>Köprüler</strong></big></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=edirne=gorulecek_yerler=meric_koprusu.jpg" border="0" alt="" width="200" height="132" align="right" />Edirne&#8217;deki önemli yapı türlerinden biri de köprülerdir. Edirne&#8217;nin içinde bulunan ve Sinan devrinin Edirne dışında inşa ettiği köprülerin güzelliğine başka kentlerde erişilememiştir.</span></p>
<p>Bu kentteki köprülerin en eskisi Bizans İmparatoru Michael Palaiologos (1261-1282) dönemindendir. Köprü sonradan Gazi Mihal Bey tarafından yeniletildiğinden onun adı ile anılır (1420). 1640&#8242;da Kemankeş Kara Mustafa Paşa bu yirmiyedi gözlü köprüye sivri kemerli Tarih Köşkü&#8217;nü ekletmiştir. 1451&#8242;de yapılan Şahabettin Paşa (Saraçhane) Köprüsü on iki ke- merli ve on bir ayaklıdır.</p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">1452&#8242;de Fatih döneminde yaptırılan Fatih Köprüsü, 1488&#8242;de Mimar Hayrettin&#8217;in yapıtı olan Bayezid Köprüsü, 1560&#8242;da Mimar Sinan&#8217;ın eserleri arasında yer alan Saray (Kanuni) Köprüsü, 1608-1615 yılları arasında Sedefkar Mehmed Ağa&#8217;nın yaptığı Ekmekçizade Ahmed Paşa Köprüsü, 1842-1847 yılları arasında Meriç&#8217;le Arda&#8217;nın birleştiği yerde tamamlanan Meriç Köprüsü (Yeni Köprü) Edirne&#8217;nin en önemli köprüleridir.</span></p>
<p align="justify"><strong>Meriç (Mecidiye ) Köprüsü</strong></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=ekmekcizade.jpg" border="0" alt="" width="175" height="73" align="left" />Edime-Karaağaç yolunda, Meriç Nehri&#8217;nin üzerinde yapılmıştır. 1842&#8242;de Abdülmecit zamanında yapımına başlanmış 1847 de bitirilmiştir. 263 m. uzunluğunda, 7 m. genişliğinde, 13 ayak üzerinde 12 sivri kemerli bir taş köprü olup yanlara doğru eğimlidir. Ayaklar arasında ayrıca boşaltma gözleri de bulunmaktadır. Ortasındaki yazıtlı köşkü, mermerdendir. Daha önce kubbesinde güneş motifi bulunduğu bilinir.<br />
</span></p>
<p align="justify"><span style="font-weight: 700; font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Ekmekçizade Ahmet Paşa (Tunca) Köprüsü</span><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=merickoprusu.jpg" border="0" alt="" width="175" height="76" align="right" /></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">1608-1615&#8242;te Ekmekçizade Ahmet Paşa, Tunca Nehri&#8217;ne yaptın Mimar Sedefkar Mehmet Ağa&#8217;dır. 11 ayak üzerine, 10 kemerli köprüdür.Yansı ve ortadaki yazıtlı köşkü yakın tarihlerde su taşkınlarıyla yıkılmış, betonarme olarak yeniden yapılmıştır.</span></p>
<p><strong>Gazi Mihal (Hamidiye) Köprüsü</strong></p>
<p><strong> </strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kopru.jpg" border="0" alt="" width="175" height="82" align="left" />Kentin batısında, Bulgaristan&#8217;a giden ana yolda, Tunca Nehri&#8217;ne yapılmıştır. Bizans döne¬minde Mikhael Palaiologos yaptırmıştır. 1402&#8242;de Osmanlı Döneminde Gazi Mİhal Bey, yeniden yapılırcasına onartmıştır. 164Q&#8217;ta Kemankeş Kara Mustafa Paşanın yaptırdığı sivri kemer biçi¬minde Tarih Köşkü (Kitabe Köşkü) vardır. Köprü gövdesine sızan sulann atılması amacıyla yapılan drenaj düzeni ilginçtir. 1900 yılında II Abdülhamit İtalyan ustalara yeniden yaptırmıştır.</p>
<p><strong>Fatih Köprüsü</strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kopru1.jpg" border="0" alt="" width="175" height="92" align="right" /></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Sarayiçi&#8217;nde Demirkapı ile Adalet Kasn arasında Tunca nehrine yapılmıştır 1 tarihi bilinmemektedir. 1452 de Fatih döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Orta büyük, yanlarda daha küçük olmak üzere üç gözlü olan köprü 34 m. boyunda boşaltma gözleri vardır.</span></p>
<p align="justify"><strong>Saraçhane Köprüsü</strong></p>
<p><strong> </strong><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=yalnizgoz.jpg" border="0" alt="" width="175" height="87" align="left" />Kentin kuzeybatısında Sarayiçi yakınında Tunca Nehri&#8217;ne yapıl-mıştır. 1451 &#8216;de II. Murat döneminin önemli devlet adamlarından Sahabettin Paşa yaptırmıştır. 120 m. uzunlukta, 5 m. genişliktedir. 11 ayaklı, 12 kemerli ve taştan köprünün iki yanındaki kemeri toprak altında kalmıştır. 1702&#8242;de orta kemeri yıkılan köprü, Sultan II. Mustafa&#8217;ca onartıldığında 50 m. uzatılmıştır. Köprünün doğusunda Saraçhane Mahallesi bulunduğundan bu adla da anılmaktadır.</span></p>
<p><strong>Saray Köprüsü</strong><br />
<img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=sarachanekoprusu.jpg" border="0" alt="" width="182" height="82" align="right" /><br />
Sarayiçi&#8217;nde, Tunca Nehri&#8217;ne yapılmıştır. Edirne&#8217;den Sarayiçi&#8217;ne geçilen bir köprüdür. 1560&#8242;da Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın terazi ve Adalet kasırlarıyla birlikte Mimar Sinan&#8217;a yaptırdığı sanılmaktadır. Yontma taştan, 60 m. uzunluğunda ve dört gözlüdür.</p>
<p align="justify"><strong>Bayezid Köprüsü</strong></p>
<p><strong> </strong><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Bayezid Külliyesi yakınında, Tunca Nehri&#8217;ne yapılmıştır. 1488&#8242;de II. Bayezid&#8217;in Mimar Hayreddin&#8217;e yaptırdığı sanılmaktadır. 78 m. genişliğinde ve 5 sivri kemerlidir, Kesme taştan sağlam bir köprüdür. </span><strong> </strong></p>
<p><strong>Uzunköprü</strong></p>
<p><strong> </strong><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176770&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=uzunkopru.jpg" border="0" alt="" width="175" height="85" align="left" />Ergene nehri üzerinde, 1426-1443&#8242;te II. Murat, Mimar Müslihiddin&#8217;e yaptırmıştır. 1.392 m. Uzunluğunda yer yer 6.80-6.90 m. genişliğinde ve 174 gözlüdür. Taştan köprünün temelleri, sivri ve yuvarlak olarak iki tiptir.</span></p>
<p align="justify"><strong>Yalnızgöz Köprüsü</strong></p>
<p><strong> </strong><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Beyazıd Köprüsü&#8217;ne ek olarak Tunca Nehri&#8217;ne yapılmıştır. Kenti imaret Mahalle bağlar. 1570&#8242;de II. Selim zamanında Mimar Sinan yaptırmıştır. Tek bir kemer biçin olup açıklığı 6.60 m.&#8217;dir</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Geçiş yolları üzerinde bulunan kentin gelişme döneminde hem artan ekonomi ve ticaret yoğunluğunu karşılamak hem de cami ve imaretlere gelir sağlamak amacıyla birçok han, bedesten ve çarşı inşa edildi. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">1417-1418 yılları arasında Çelebi Sultan I. Mehmed tarafından Mimar Alaeddin&#8217;e Eski Cami&#8217;ye vakıf olarak bir bedesten yaptırıldı.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-weight: 700; font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Bedesten</span></p>
<p><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176771&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=bedesten.jpg" border="0" alt="" width="150" height="128" align="left" />1417-1418&#8242;de Çelebi Sultan Mehmet Eski Cami&#8217;ye vakıf olarak yaptırmıştır. İki renkli, kesme taşlarla kaplanmış süslemeli duvarlı, 14 kubbeli bir yapıdır, Kubbeler kurşunla kaplıdır. 40,54-74,94 m. Ölçüsün-deki yapının dört yanında kapılar vardır. Her kubbenin altında, sivri kemerli bir pencere bulunmaktadır. İçte, uzun yüzlerde tonozla örtülü 14&#8242;er, kısa yüzlerde 4&#8242;er hücre yer alır. Evliya Çelebi, Bedestendeki elmas ve takıların birkaç Mısır hazinesi değerinde olduğunu ve bunları altmış gece bekçisinin koruduğunu yazar. Son yıllarda onarılmış olan Bedesten, çarşı olarak kullanılmaktadır</span></p>
<p align="justify">
<p><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176771&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=kapali.jpg" border="0" alt="" width="141" height="148" align="right" /></span><br />
<span style="font-weight: 700; font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Ali Paşa Kapalı Çarşısı</span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;">Kanuni Sultan Süleyman&#8217;ın sadrazamlarından Hersekli Semiz Ali Paşa 1569&#8242;da Mimar Sinan&#8217;a yaptırtmıştır XVII.yy&#8217;da en parlak dönemini yaşayan yapıda, 6 kapı, 130 dükkan bulunmaktadır.</span></p>
<p><strong>Selimiye Arastası</strong></p>
<p><strong> </strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176771&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=selimiyearastasi.jpg" border="0" alt="" width="151" height="140" align="left" />III. Murat, Selimiye Camisi&#8217;ne gelir sağlamak için Mimar Davut Ağa&#8217;ya yaptırtmıştır. 255 m. Uzunluğunda, 73 kemerlidir. İçinde, iki yanda 124 dükkan vardır. Evliya Çelebi, buranın &#8220;Kavaflar Çarşısı’’ olduğunu yazar. Dua kubbesinde, burda dükkanı bulunanların her sabah, doğru iş yapacaklarına ant içtikleri! ve dua ettikleri bilinir.</p>
<p><big><strong>Sit Alanları</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><strong>Tescil Edilmiş Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları ile Sit Alanları (Ağustos 2005)<br />
</strong><br />
Arkeolojik Sit Alanı : 21<br />
Kentsel Sit Alanı : 1<br />
Doğal Sit Alanı : 23<br />
Tarihi Sit Alanı : 1<br />
<strong><br />
Diğer Sit Alanları </strong></span></p>
<p>Tarihi ve Doğal Sit : 1<br />
Tarihi ve Kentsel : 2<br />
<strong><br />
Toplam :</strong> 49</p>
<p><strong>Kültür (Tekyapı Ölçeğinde) ve Tabiat Varlıkları :</strong> 1207<br />
<strong><br />
GENEL TOPLAM : </strong>1256</p>
<p><big><strong>Mesire Yerleri</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176776&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=mesireyeri1.jpg" border="0" alt="" width="175" height="73" align="left" /><strong>Söğütlük</strong><br />
İl merkezinin güney kesiminde Edime-Karaağaç yolu üzerinde kente 2 Km. mesafede olan bir mesire yeridir. Yüksek Ağaçlarla kaplı, Meriç kıyısındaki bu alanda kamping alanı, gazino, restoran, çocuk parklan, çay bahçeleri ve çeşitli eğlence ve spor olanakları sunan yerler vardır.</span></p>
<p><strong>Bülbül Adası</strong><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176776&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=mesireyeri2.jpg" border="0" alt="" width="175" height="76" align="right" /><br />
Tunca ve Meriç ırmakları arasında üzerinde bahçeler bulunan bir adadır. Adı bura¬da bulunan bülbüllerin çokluğundan gelir. Bülbül adası sabahın erken saatlerinde bu kuşların seslerini dinlemek isteyenlerin akın ettiği yerdir. XVII. ve XVIII. yy.&#8217;larda ada üzerinde köşkler ve kasırlar vardı. Edirne&#8217;nin ünlü &#8216;Çerağ-ı nur Geceleri&#8217; denilen ren¬kli eğlenceleri burada yapılırdı. Kent merkezinin 1,5 Km. mesafedeki bu yerde yayın ve sazan balığı tutulabilmektedir.</p>
<p><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana;"><strong>Sarayiçi<br />
</strong><br />
<img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176776&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=mesireyeri3.jpg" border="0" alt="" width="175" height="76" align="left" />Tunca ırmağının iki kolu arasında yer alır. Yörenin hemen hemen tümü sık ağaç¬larla kaplıdır. Burada bulunan tavuk ormanı da Sarayiçi&#8217;nin kapsamına girmektedir. Sarayiçi ile kentin İlişkisi Doğuda ki Kanuni Süleyman ve Batıdaki Fatih köprüleriyle sağlanmaktadır. Sarayiçi piknik yeri olarak değerlendirildiği gibi her yıl Geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve etkinlikleri haftası boyunca da kentin ve tüm yerli ve yabancı ziyaretçilerin akın ettiği önemli küftür ve sanat etkinliklerine merkezlik eder. </span><br />
<big><strong>Edirne Kalesi</strong></big></p>
<p><!-- # İçerik -->M.S. 123-124 yıllarında doğuya yaptığı gezi sırasında İmparator Hadrianus, Edirne kentine görkemli bir kale armağan etmişti. 19. yüzyılın ilk yarısına kadar sağlam duran kalenin taşları 1866-1870’den itibaren hastane, okul, hükümet binaları, kışla yapımında kullanılmıştır. Dört tane olan köşe kulesinden yalnızca biri saat kulesi haline dönüştürülmüştür</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="padding-left: 10px;"><big><strong>Çeşmeler</strong></big></td>
</tr>
<tr>
<td style="padding-left: 20px;"><!-- # İçerik --></p>
<p align="justify"><img src="http://www.edirnekulturturizm.gov.tr/Genel/rg.ashx?BELGEANAH=176780&amp;DIL=1&amp;RESIMISIM=1.jpg" border="0" alt="" width="175" height="218" align="left" />Edirne’nin mimari yapıtları arasında çeşmelerin özel bir yeri vardır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yaptırılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Çeşmesi, Selimiye Camii’nin yanındaki Arasta’nın karşısındadır. II. Bayezit Camii önündeki Sinan Ağa Çeşmesi ve Tophane bayırındaki Yahya Bey Çeşmesi günümüze ulaşan örneklerdendir. Edirne çeşmeleri arasında günümüzde başka örneği kalmayan Tavanlı Çeşme, dikkat çekicidir. Kesme taştan, tek cepheli yapılan çeşmenin üzerinde ahşap tavan bulunur. Çatının üzerinde alaturka kiremitler vardır. Bir başka çeşme de Yeniçeri Hamamı yanındaki Yeniçeri Çeşmesi’dir. Onarım gören çeşme günümüzde kullanılabilir haldedir. Meriç Köprüsü yanında Hacı Adil Bey Çeşmesi bulunmaktadır. Mimar Hayrettin’in eseri olan ve eski adıyla İstasyon Meydanı denilen yerde bulunan çeşme, İstanbul çeşmelerini andırır. Türk klasik üslubunda, kesme taştan yapılmıştır.</p>
<p><!-- İçerik #--></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sehirgezgini.com/edirne-turistik-yerler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
